GONCA KARANFİL VE İNCİ TANELERİ

Öyle bir tablo ki çizilen,
Simsiyah saç ve bembeyaz bir yüz
Kusursuz bir vücut
En meşhur ressamın fırçasından çıkmış gibi
Baharla kış yan yana, coğrafya dümdüz.

Ve sesler dolaşır durur etrafında
Dudaklarını yasak çeşmeden hiç ıslatmadın mı diye
Buğulu gözlerde bir parıltı, utangaç ve ürkek
İki inci tanesi korur, kolunu kanatlarını
Bırakmazlar ve bırakmayacaklar o bırakmazsa.

Bir pencere açılır dünyaya
Etrafında sarmaşıklar,
Yanında, altın tozundan ırmaklar,
Zümrüt tepeleri dolu
Işığa güneşe hasret ki o kadar
Gözler kamaşsa bile, umursamaz ümitle bakar.

Mutluluk bir yaklaşır, bir uzaklaşır
Kalbi titreşir, ürperir, hayale dalar
Gümüş renkli gökyüzünü fırtına kaplar.
Peki, ne yapsın gonca karanfil
Baharda esen rüzgâr sertse,
Tomurcuk ne yapsın?
Hızlıysa yağmur, kızgınsa arı
Kime derdini yanıp anlatsın.

İsmini çizeceği çizgilerin ortasına
Yabancı bir elin gölgesi vurdu,
Bir sis indi aydınlığın ortasına
Uykuları kâbus oldu.
Doğrulmak istedi, kalkmak uyanmak
Ama üzerine çöken sis tam tepesinde durdu.
Güneş doğdu ağladı, güneş battı ağladı
Hasret kaldı güneşe, güneşte yıldızlara
Toprak kokusu sardı etrafını
İçine çekti tarif edilmez rayihayı
Ciğerleri yandı aydınlıktan
Tuvalde gözyaşının acının resmi vardı.

Kara bulutların sicimleri kaldırımlarla aynıymış,
Konuşan yüzlere, binlerce gölge düşmüş
Kuşlar yok meydanlarda
Sesler geliyor yalnızca anne diye
İki inci tanesi anne diyor ve yalnızca onların sesi duyuluyor,
Karanfil renkli ve karanfil kokulu inciler, çok uzaklardan sesleniyor.

Boyalı göklerden sevinç yağıyor, aynı göllere
Gölün yanı başında bir dev duruyor
Ayakları suyun aynasına vuruyor
Nefesi gölün yukarısına
Ey dev diyor gonca karanfil
Merhamet et incilerime
İncitme bizi, var git yoluna
Bak yeşili buğulanmış ağaçların,
Göğün mavisi kararmış artık
Var git çöz, prangalarını ayaklarımın
Kırma kolumu kanadımı

Rüyamı bu, yoksa hayal mi?
Mutluluk mümkünmüş demek
Sesler ilahileşir kubbelerde
Ne güzel şeymiş sevmek.
Hayal kapıları uzanır yan yana
Kimi açık kimi kapalı
Kahkahalar gelir dört bir yandan
Ya rab söyle ne yapmalı?

Aydınlık güneşli bir gün nerde
Acının bile kahkaha attığı yerde
Bilmezdi ağlamak, düşmezdi derde
Gökler dile gelir bulut diliyle
Ve terk edilmişlerin lokmasına tek katık SABIR…
Salı, Haziran 02, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir | 0 Yorum »

0 yorum: