KARAR VERMEK

Karar vermekle ilgili bir danışanım duygu ve düşüncelerini yazmış. Bunları paylaşmak istiyorum sizinle. Ancak bu paylaşımdan önce konu ile ilgili aşağıda kaynağını vereceğim bir çalışmadan bazı başlıklar aktarmak istiyorum.
Her birimiz sürekli kararlar almak ve uygulamak zorundayız. Bu büyümenin bir göstergesi. Tersi durumda karar almaz, aksine hep onay bekleriz. Böylelikle de risk alamayan, büyümeyen yapılar olarak hep bilmediğimiz bir öfkeyle yaşar dururuz. Karar almanın çeşitli mekanizmaları var. Akıl danışmak da bunlardan biri; fakat akıl danışmakla onaylanma isteği farklı. akıl danışsak da sonuçta kararı yine biz veririz. Onaylanmada ise sorumluluk almaktan kaçınma isteği vardır. Sonuçta karar alabilme ve uygulayabilme bir olgunluk ve büyümüşlük belirtecidir.
"Karar vermek önemli bir yaşamsal beceridir.
Verdiğimiz kararların sonucuna katlanmamız bu kararlara sahip çıktığımızın açık bir göstergesidir.
İnsanların karşısına hiç umulmadık anlarda çıkan fırsatlar eğer amaçlarına uygunsa kişi bunları değerlendirmeye alacak, kararlarını olumsuz yönde kullanmayacaklardır. Teklif kabul edilecek asla reddedilmeyecektir. Bu durum kararlar içerisinde uzun düşünme gerektirmeyen, kafa patlatmanın gereksiz olduğu kararlardır.
Hayatımızda karşılaştığımız bütün problemlerin çözümleri kolay ve belirgin değildir. Bazen zor ve karmaşık problemlerimiz de olacaktır. Bu problemlerimiz sadece bizi etkilemekle kalmayıp aile, arkadaş, meslektaşlarımızı da etkileyecektir. Böyle durumlarda karar verebilmek için mantıklı bir yol seçmemiz gerekmektedir. Mantıklı karar verebilme yeteneğimiz önemli bir yaşamsal becerinin göstergesidir.
Karar verme konusunda amaçlarımız rehber olmalı.
Karar vermemiz gereken bir durumda amaçlarımızı gözden geçirmeliyiz. Amaçlarımız doğrultusunda vereceğimiz karar hem bizi yanlıştan uzaklaştırır hem de doğru yani bizim için faydalı olan kararı vermemizi sağlar. Bazen de almamız gereken kararlar amaçlarımızdan birine uygun iken diğer amacımızla çakışabilir. Bu durumda da bize en iyi faydayı sağlayacak amacımız doğrultusunda karar vermeliyiz.
Amaçlarımız;
• Karar verirken neleri araştıracağımıza
• Seçimlerimizi başkalarına açıklamamıza
• Bir karar almanın ne kadar önemli bir husus olduğunu belirtir
Bu durumda yaşam alanında amaçlarımızın ve hedeflerimizin olması gereği ortaya çıkıyor. Yaşamımızı anlamlı kılacak değerlerdir bunlar.
Karar alırken yapılabilecek hataları engellemenin yollarından da kısaca söz edelim:
Bir karar verirken düşünülen ve en çok hata yapmamıza sebep olunan faktörleri ortadan kaldırmanın sekiz anahtarı vardır;
• Yanlış problem üzerinde çalışmak
• Ana hedeflerimizi belirlemekte başarısız olmak
• İyi ve yaratıcı alternatifler dizisi geliştirmekte başarısız olmak
• Değiş-tokuşlar üzerinde yeterince durmamak
• Belirsizliği yeterince göz önüne almamak
• Risk toleransınızı hesaplama başarısız olmak
• Kararlarınızın zaman içerisinde birbiriyle bağlantılı olması halinde önceden plan yapmakta başarısız olmak
Bütün bunların dışında tüm dikkatimize rağmen hata yaptığımız bir kategori daha var. Bunlara ‘ psikolojik tuzaklar’ denir. Psikolojik tuzakların çıkış nedeni beynimizin bize oyun oynamasıdır.
Yarım yüzyıldır psikologlar karar verme üzerinde çalışan araştırmacılar beynimizin nasıl çalıştığını inceliyorlar. Laboratuar ve gerçek dünyada yapılan bu araştırma , pek çok kararda gizli olan karmaşıkla başa çıkmak için bilinç altı rutinler geliştirildiğini gösterdi.
(HAMMOND, J.; KEENEY, R.; RAİFFA, H., 1998, “Karar Verme Sanatı”, Beyaz Yayınları, 1-10 s.)"
Kararlar alabilmek de hep başından beri söz ettiğimiz ruhsal olgunluğun bir sonucu. iyi ve doğru kararlar alabilmek de ruhsal olgunlaşmayı gerektiriyor. Bununla ilgili belki çok daha çok yazılıp söylenebilecekler var. Bu aşamada karar vermekle ilgili içinde hem duygu hem de bilgiyi birlikte barındıran danışanımın mesajına geçmek istiyorum şimdi:
"Bu gece yazayım dedim size.

Ayrı ayrı anlatmak zor oluyor da! Hepiniz biryerlere dağıldınız :)) . Akıl danışıyorum doğru- onay almak istiyorum doğru. Ah bu ben ve kendilik kavgam :))) Amma velakin yok muydu öğrendiklerimizden haberimiz. Şükür var sanırım.

Gece eve dönerken Faik Hoca'nın paylaştığı Yolname yazısını düşündüm sürekli. Korkuyorum. Çünkü yaşamımın hiçbir döneminde şimdiki gibi huzurlu olmadım ben. Ne devlet garantisi dedikleri şeyden ayrılmak ne de daha çok çalışmak . En büyük korkum bu huzurun benden akıp gitmesi.
Sonra kılavuzu düşündüm. Tek bir şeye sığın O'na. Korkaklıktan ve tembellikten sana sığınırım demiş ya peygamber. Niyetini belirle ve düş yola. Menzilin zaten belli ...Huzurun ne orada ne burada olmakla ilgisi yok. Burada olmanın sana verdiği rahatlık duygusunun yerine karşılığında o tarafın egosal kazançlarını koyma. Ama bir kapı açılıyorsa vardır elbet bir nedeni...
İş değişikliğim konusunda sohbet ettiğim bir arkadaş bana Hz. Ali'nin bir sözünü söyledi. Bi gün Hz. Ali'ye bi adam gelir. Bir olay olmuştur ya da olacaktır. Bu hayır mıdır şer midir diye sorar ? Hz Ali hiçbir şey şer değildir der. Olayın hayır mı şer mi ? Sınav mı fırsat mı olduğunu bilemeyiz. Doğru.
Bilmemiz gereken tek şey zaten menzilin şaşmaması. Fırsat dediğimiz şeyler sınavlarımız, sınav dediğimiz şeyler fırsatlarımız olacak belli ki.. Fırsat dediğimiz şeyin tanımını içimizde doğru yapacaksak eğer; aslında “karar vermek zorundayım” ların yok bir anlamı.
Kızkardeşimin eşi anlatmıştı bir kez. Belki anlatmışımdır size de . Pilotlar kabinin içinde kendilerini güvende hissederlemiş. Dışarısı; soğuk- belirsiz- güvenli değil - olarak algılanırmış zihnlerinde İşte bir çok acil durum anında pilotlar bu güvenli- sıcak ortamı bırakıp belirsizliğe fırlatamazlarmış kendilerini.Halbuki o koltuktan -bağlardan kurtulmak yolculuklarını değiştirecek belki. Onun için son dakikaya kadar uçağı kurtarmaya çalışırlarmış. Buna kabin sıcaklığı - rehaveti demişti.
Yaşam da biraz öyle değil mi gözüm?
kabin sıcaklığı dediğimiz şeyi alışkanlıklarımız, hobilerimi, fobilerimiz, egolarımızla biz yaratmadık mı? Bir gün kendimizi dışarı atma gerekliliği gördüğümüzde yeni uçağın koltuk bağlarına da fazlaca bağlanmadan (!) yapmalıyız bunu gibi geliyor şimdi.
Kimin yolda nasibi neyse onu yaşayacak. Yol emniyeti için gerekli olan şey sadece O'na duyduğumuz inanç ve güven.
Hep dedik ya Kerim olanla iş yapmak kolay diye...Yolllarınız da- yolayrımlarınız da hayırlar versin hepinize.
Bu gecelik budur yazacaklarım :)
Öğrettikleriniz ve öğreneceklerim için yürekler dolusu teşekkürler
Allah'a emanet olun !
Sevgiler"
Ben de teşekkür ediyorum.
Hepimiz sürekli birbirimizden öğreniyoruz.
Gelin yine O'na sığınalım. Doğru ve rızasını kazanabileceğimiz kararlar alabilmeyi de yine O'ndan isteyelim.
Dr. Faik ÖZDENGÜL
Çarşamba, Temmuz 22, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , , | 0 Yorum »

0 yorum: