SU'DAN SEBEPLERLE ARZUHALİMİZ (3)

HAYATIMIZDA SU ve TASARRUF BİLİNCİ

Suyun hayatımızdaki yeri üzerine; her zaman kullandığımız “Su Gibi Aziz Ol” özdeyişi konunun özetidir aslında. Adeta hayatın olmazsa olmazıdır su. Her ne kadar mevsimsel olarak yağışlı günleri geçiriyor olsak da susuzluk çokta uzağımızda değil. Küresel ısınmanın sonuçlarını son yıllarda daha yoğun yaşıyoruz. Yağmurlar ve kar yüzümüzü güldürüyor ama geçmişte olduğu gibi yakıcı sıcakların gelmeyeceğini kimse iddia edemez.
Su sadece insan hayatı için değil, bütün canlılar için önemlidir. Bu yüzden olmalı ki eski hikmet; suyu toprak, ateş ve hava yanında hayatın 4 ana unsurundan biri saymıştır.

Hz. Peygamberimiz suyla ilgili olarak görebildiğimiz kadarıyla iki nokta üzerinde durmaktadır. Bunlardan biri suyun kirletilmemesi, diğeri de israf edilmemesidir. Suyun kirletilmemesi amacıyla su kenarlarında abdest bozmayı yasaklamış, kuyu sularının bozulmaması için tedbirler almıştır. Hayvan ağıllarının bir kuyuya kırk ziyadan yakın olmasına izin vermemiştir. Suyun israf edilmemesi ve iktisatlı kullanılması konusunda da, Sahabeden Hz. Sa’d’ın abdest alırken gereğinden fazla su kullandığını görüp;
-Bu israf nedir? Akan bir nehir üzerinde olsan ve abdest alsan bile suyu israf etmemelisin, dediği rivayet edilir.
Müslümanlar açısından suyun önemi sadece bir içecek maddesi olmasından kaynaklanmıyor. Onlar için su, temizlik ve sulama açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu itibarla onlara göre bu üç açıdan da suyun kullanılabilir, yani temiz ve kaliteli olması gerekmektedir. Su ihtiyaç kadar vardır. Bu dağıtım bir planlamanın da gereğidir. Ne kadar canlınız varsa o kadar suyunuz olması gerekir. Doğadaki düzeni kavramak için doğadaki hikmeti kavramak gerekir.
Hayatımızda bu kadar öneme sahip çevresel bir değerin elbette kullanılması ve değerlendirilmesi de önemlidir. Acaba insanlar küresel anlamda bu değeri takdir edebilecekler midir? Edemezlerse dünyayı nasıl bir gelecek beklemektedir? Suyun değerini takdir etmek demek onu iktisat, adalet ve sağlık kurallarına uygun olarak kullanmak demektir.
Allah; su, toprak, hava, ateş unsurlarını hizmetimize sunarak, envai çeşit ürünü insanlığın hizmetine sunmuştur. Biz bu ürünleri farklı amaçlarla ve çok büyük oranlarda kullanıyoruz; öyle ki sonunda “bütün bu ürünler bitip tükendiğinde ne yapacağımızı” düşünmeye başladık. Bizden sonraki nesillerin halletmesi gereken en önemli ve zor sorunlardan birini bu yüzden su oluşturuyor.
Su kaynakları ve havzalarının korunması kadar suyun etkin ve verimli kullanımı da önemli. Baraj havzalarının gerek korunması gerekse havza niteliğinin ön plana çıkarılması gündemin ön sıralarına alınmalıdır. Yeni turizm alanları kazandırma çalışmaları ile su havzasına etkilerinin önümüzdeki yılların değişmez konusu olacaktır. Burada baraja su sağlayan havzaların korunması elbette hayati öneme sahip. Mevcut yerleşim alanlarının tüm atık suları, yağmur sularının toparlanması, dere yataklarının korunması, her türlü kirliliğe neden olacak unsurların bertaraf edilmesi konularında toplum ve birey olarak sorumluluk sahibi olunması gerekmektedir.
Su üzerine söylenebilecek birkaç konunun sadece başlıklarını bile almamız sayfaları ardı ardına getirecektir. Suyun kalitesi, kullanma ve içme suyu ayırımı, kullanma suyunun verimli kullanımı, köylerimizdeki içme sularının klorlanması, suyun adil dağılımı, suyun geri dönüşümü, su yönetimi, geleceği yönetmenin suyu yönetmeden geçtiği, sulama göletleri, su bütçesi, su kaynaklarının korunması, risk yönetimi ve su taşkınları, iklim değişikliği, sel, su envanteri, şehir planlamasında suyun yeri, kayıp ve kaçaklar, evsel atıklar hep birer gündem başlığı olabilir.
Su üzerine yapılan ve yapılmayan her şey günümüze ve gelecek nesillere kadar sirayet edecek, çünkü su konusunda problemin çözümü on yılları alıyor. Ama güncel olarak yapılması gerekenlerden de ödün verilmemesi gerekiyor. En küçük bir kirlilik nedeni üzerinde durulmaz ve gereken yapılmazsa bu problemi gidermek için yapılacak harcama ve işler belki de yüz kat maliyete neden olacaktır.
Su kaynaklarının var olup olmaması kadar önemli olan kaynakların korunması konusunda toplumsal hassasiyetlerin geliştirilmesi için toplumsal somut öneriler geliştirilmelidir. Her türlü sıvı atık yağların doğaya ne denli zarar verdiğinin üzerinde yerel yönetimler hassasiyetle durmalıdırlar. Mutfaklarımızda atık yağları atılmaması, biriktirilip toplama merkezlerine teslim edilmesi küçük bir başlangıç olabilir. Suyun korunmasında da yediden yetmişe herkesin sorumluluğu olduğunun toplumumuza yerleştirilmesi ciddi öneme sahip. Kimse israf etme lüksüne sahip değil suyu.
Bilimsel olarak kapalı havza tabir edilen, coğrafi etkenlerle birbirinden ayrılarak iklim farklılıkları olan her bir bölgeye, farklı miktarlarda yağışlar düşmektedir. Ancak kâinatın yaratıldığından bu güne kadar yeryüzüne düşen yağış miktarı her yıl aynı oranda olmaktadır. Örneğin; dört ili kapsayan Konya Kapalı Havzasına her yıl yaklaşık olarak aynı miktarda yağış düştüğü istatistiki olarak ortaya konmuştur. Bu yağışların %67’si buharlaşmakta, %17’si göl ve göletleri beslemek suretiyle, dereler vasıtasıyla farklı bölgelere akıp gitmekte ve ancak kalan %16’sı yer altı ve yer üstü suyu kullanılabilmektedir. Bu suyun da %88’i tarımsal sulamada, %7’si içme ve kullanma suyunda, %%’i de endüstri tesislerinde kullanılmaktadır. Hızlı nüfus artışı, düzensiz kentleşme, tarım alanı elde etmek amacıyla katledilen sulak alanlar ve bu alanlarda üretimi yapılan, toprağa, iklime, bölgenin su yapısına uygun olmayan yanlış ürün seçimi ve tüketim çılgınlığı su arzını olumsuz etkilemektedir.
Yakın gelecekte siyaset, ekonomi hele hele devletlerarası savaşların “Su” üzerine çıkacağı, suya sahip olan ve koruyanların ayakta kalacağı gerçeği kendisini daha iyi gösteriyor.

Su zengini olmadığımız, bu denli tehdit altında olan su kaynaklarımızı korumada her bir vatandaşımıza ne kadar önemli görevler düştüğü üzerine daha fazla yoğunlaşmalıyız. Tüm yerel yönetimlere daha hassas ve kararlılıkla kirliliğe neden olan unsurlar üzerine gitmeleri konusunda toplumsal hassasiyet geliştirilmesi açısından her birimizin yapacağı bir şeyler olduğu, evlerimizdeki bireysel önlemler ile su kullanımımızı ciddi ölçüde düşürebileceğimiz düşüncesi sürekli gündemde tutulmalıdır. Tıraş olurken, dişlerimizi fırçalarken çeşmeyi açık bırakmamak, bulaşık ve çamaşır yıkarken elle yıkama yerine daha az su kullanan uygun makinalar tercih etmek, banyo ve duşta suyu boşa akıtmamak ve fıskiyeli duş başlıkları kullanmak, WC rezervuarlarında şamandıra ayarları yaparak daha az su kullanmak, balkon ve çatı giderlerindeki yağmur sularını biriktirerek çiçek ve bahçelerimizde bu suları kullanmak evlerimizde ve işyerlerimizde alabileceğimiz basit ama önemli tedbirlerdir. Fakat en büyük tedbir tarımsal faaliyet ve sulamalarda alınmalıdır.
Pazartesi, Ocak 26, 2015 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , , , | 0 Yorum »

0 yorum: