SU'DAN SEBEPLERLE ARZUHALİMİZ (4)

KONYA KAPALI HAVZASINDA SU PROBLEMİ, SEBEPLERİ VE SONUÇLARI

Suyun etkin, temiz ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili olarak ve konunun daha iyi anlaşılması bağlamında, ülkemizin en kurak ve en az yağış alan bölgelerinden biri olan Konya Kapalı Havzası ile ilgili bazı hususları dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Konya Kapalı Havzası Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer almaktadır. Türkiye'nin toplam alanının %7'sine denk gelen 63.219 km²’lik (göller dâhil) bir alanı kaplamaktadır. Konya Kapalı Havzası, Anadolu'nun ortasında yükselen eski bir nehir yatağının hava hareketlerine bağlı olarak oluşmuştur.
Buzul Çağı'nın sonunda yaklaşık 10.000 yıl önce, buzullar erimiş, denizler yükselmiş ve tüm bunlar Anadolu'yu silip süpüren sellere ve büyük miktarlarda tortunun burada kalmasına neden olmuştur.
Bugün, düz bir ova (900-1050m arasında bir yükseklik) havzanın çoğunu kaplamaktadır ve “İç Anadolu Platosunun ana bölümünü oluşturur. Yetersiz drenajın bir sonucu olarak toprakları genellikle alüvyonlu ve tuzludur. Ova, havzanın yukarı su tutma havzası oluşturan kireç taşıyla ve volkanik dağlık alanlarla (3534 metreye varan yüksekliklerle) kaplıdır. Aynı dağlar denize drenajı da önler ve etkin olarak Türkiye'nin en büyük havzasını oluştururlar. Havzadaki su sabit su, bataklık ya da yarı bataklıklarda son bulur. Bu geniş alanda bir nehrin yokluğu, az miktarda yağış alması ve yüksek buharlaşma oranları, havzalarda nadir rastlanan olumlu bir su dengesi meydana getirmiştir.
Konya Konya Kapalı Havzası'nda yaklaşık 3 milyon kişi yaşamaktadır. Bunun %45'i kırsal alanlarda, %55'i kentsel alanlardadır. Havza genelinde, kırsal alanlarda nüfus giderek azaldığı kentsel alanlardaysa arttığı gözlenmektedir. Havzada Konya, Aksaray, Karaman, Niğde illeri ve bu illere bağlı merkezler dâhil 50 ilçe bulunmaktadır.
Konya Kapalı Havzası, özellikle sulak alanları, çok geniş tuz stepleri (Türkiye'deki en büyük ve en temiz) ve fauna ve florasının çeşitliliği bakımından Türkiye ve dünyada doğa koruma için çok büyük önem taşımaktadır, Havzanın içinde 11 önemli kuş alanı bulunmaktadır. Ayrıca yüz binlerce hektarlık alanı kapsayan 8 önemli bitki Alanı da havza içindedir. Havza, İç Anadolu'nun eşsiz tuz gölleriyle ilişkilendirilen, mevsimsel olarak su basar çayırlar, tuzlu bozkırlar, hafif tuzlu Juncus sazlığı ve daha kuru Artemisia-Camphorosma bozkır otlaklarını da içine alan çok çeşitli bitki örtüsü türlerine sahiptir. Alanda aynı zamanda CITES ve Bern Sözleşmeleri’nin eklerinde listelenmiş olan kardelen, bazı orkide türleri ve Kilikya siklameninin de aralarında olduğu çeşitli ender türler bulunmaktadır.
Havza’nın üst kısımlarında (Toros, Sultan ve Anamas dağlarının içinde bulunduğu) Anadolu Yaban Koyunu, kahverengi ayı, çakal, vaşak ve kurt gibi nesli tehlike altında birçok memeli türüne de ev sahipliği yapmaktadır. Kültür Bakanlığı'nın 11 önemli kuş alanından 9'una SIT statüsü verdiği 1992 yılından beri Konya Havzası'nda korunan alanların sayısı fark edilir biçimde artmıştır. Buna ek olarak 5,000 km2 lik bir alan, Özel Koruma Alanı ilan edilmiştir.
Konya Kapalı Havzasında karasal iklim özellikleri hâkimdir. Yıllık yağışta, Türkiye ortalaması 643 mm iken, Konya Kapalı Havzasında ortalama 398 mm’dir. 56.378 km²’lik toplam yerleşim alanının 20.514 km²’si tarım alanıdır. Bu alanın 6.540 km²’sinde sulu tarım, 13.974 km²’sinde kıraç tarım yapılabilmektedir.
Tarım açısından bakıldığında (sulama yapılan tarımın yanı sıra kuru toprak tarımı), havza Türkiye'nin tahıldan elde ettiği toplam gelirin %9,2'sini, baklagillerin % 6,2'sini ve şeker pancarının da dâhil olduğu endüstriyel mahsullerin% 8,5'ini sağlamaktadır, Hayvancılık (genellikle koyun ve keçilerin aşırı otlatılması) havza genelinde yaygın olarak yapılmaktadır. Sazlık hasatı en az 4 köydeki temel ekonomik etkinliktir ve yöre halkının 1200 kişisi de balıkçılıkla (çoğunlukla Beysehir Gölü'nde) uğraşmaktadır. Tuz Gölü civarında tuz endüstrisi (devletin sahip olduğu) yılda 750,000 ton tuz üretimektedir ve bu Türkiye'nin toplam tuz üretiminin % 55'ine eşittir.
Konya Kapalı Havzası’na yönelik temel tehdit, bölgedeki tarımsal sulamanın sürdürülebilir olmamasıdır. Türkiye’de suyun yüzde 74’ü tarım sektörü tarafından kullanılıyor, bu oran Konya Kapalı Havzası’nda yüzde 88’i buluyor. Çoğunlukla salma sulama yöntemiyle sulama yapılan havzada tarımsal sulama için kullanılan yaklaşık 95 bin yeraltı su kuyusunun 67 bini kaçak kuyudur.
Sonuç olarak havzada yeraltı su seviyeleri her geçen yıl düşüyor, sulak alanlar hızla yok oluyor. Havzanın farklı bölgelerinde, son on yılda, yeraltı su seviyelerinde 1 ila 25 metre arasında düşüş gerçekleşmiştir. Buna ilaveten Konya Havzası, küresel iklim değişikliğinden ve dolayısıyla kuraklıktan en fazla etkilenen bölgelerden biridir.
Su kaynakları potansiyeline baktığımızda; 2010 yılı verilerine göre yer üstü suyu (baraj, göl, gölet ve sazlık) olarak 5.950.000 km³ ve yer altı suyu olarak 2.404.000 km³ olmak üzere toplam 8.354.000 km³ yıllık su rezervi mevcuttur. Ancak kullanılabilir su miktarına bakıldığında bu rakam 4.034.000 km³ olarak değerlendirilmektedir. Çünkü göl, gölet ve sazlık suları tamamen kullanılamamaktadır. Ancak tüketilen su miktarı yer üstü sularından 1.630.000 km³ iken, yer altı sularından (kuyular) 3.830.000 km³ olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla bölgede her yıl yaklaşık 1.430.000 km³’lük bir su bütçe açığı ortaya çıkmaktadır. Bu açık yer altı durgun su rezervi tabir edilen ve yer altı sularını dengede tutan akifer tabakasından çekilmektedir. Bölgede ortaya çıkan yer altı suyu çekilmeleri, obruklar ve Tuz gölü ile bölgede bulunan diğer göllerdeki su çekilmelerinin sebebi de budur. Ayrıca bölge çiftçisi havza dışından su gelmesiyle birlikte tarlalarını daha çok sulama yolunu tercih eder ve tasarruflu sulama yöntemlerini seçmezse açığın daha da büyümesi kaçınılmaz olacaktır.
1990 yılında KKH’da 974.000 km³ su bütçesi açığı olduğu ve yapılan rasatlarda 1990 yılı boyunca yer altı su seviyesinde ortalama 1,5 metre düşüş olduğu gözlenmiştir. 2010 yılında KKH’da 1.430.000 km³ su bütçesi açığı olduğu ve yapılan rasatlarda 2010 yılı boyunca yer altı su seviyesinde ortalama 2,3 metre düşüş olduğu gözlenmiştir. Yapılan rasat sonuçlarına göre son 20 yılda havza genelinde toplam 30 metre seviye düşüşü olmuştur. İleriki yıllarda KOP ile havza dışından gelmesi beklenen 414 milyon m³ suyun bile bu açığı kapatamayacağı ortadadır. Konya Kapalı Havzası yer altı durgun su rezervi yani çekilmemesi gereken su potansiyeli 4.520.000 km³ tür. Bunun 1.990.000 km³’ü emniyetli rezerv miktarıdır.
1990 yılı ile 2010 yılı toplam kullanılan su miktarında %49’luk bir artış görülmektedir. Kullanılan suyun;
% 88’i tarımsal sulama,
% 7’si içme ve kullanma suyu,
% 5’i de endüstri suyu olarak kullanılmıştır.
Konya Kapalı Havzasında gelecekte yaşanacak kuraklık senaryoları ve yağış değerlerine göre yüzey akışları ve yer altı suyu rezerv miktarları da önemli miktarda azalacaktır. Küresel ısınmaya bağlı modelleme çalışmalarında havzanın uzun yıllar kullanılabilir su potansiyeli, mevcut su tüketiminin stabil tutulması için yapılacak eğitim, bilinçlendirme, tasarruflu sulama teknikleri ve bitki desenine göre gelecek yıllar için su miktarı 4.229.000 km³/yıl olarak öngörülmüştür.
Konya Kapalı Havzası Türkiye’nin tarım yapılabilir arazi varlığının %14’ünü kapsamaktadır. Buna karşılık havza Türkiye’nin kullanılabilir su kaynakları potansiyelinin % 3’üne sahiptir. Havzada 80’li yılların başına kadar dengede giden yer altı su seviyesi, yağış miktarı ve dolayısıyla durgun su rezervi daha sonraları düşmeye başlamıştır.
Bunun sebepleri;
Sulak alanların kurutulması, (1980 öncesine göre bugün sulak alanlar %50 kurutulmuştur)
Sulu tarımın artması, (Sulu tarım son 20 yılda %50, son 10 yılda %95 artmıştır)
KKH bölgesinin iklimine ve su rezervine uygun olmadığı halde, tahıla göre daha çok su isteyen yumru (pancar, patates, soğan) bitkiler, baklagiller (kuru fasulye, mercimek, nohut, mısır) ve yağlı (ayçiçeği, susam, aspir) bitkilerinin ekiminin aşırı yaygınlaşması,
Vahşi (salma) sulama tekniklerinin kullanılması,
Yağışların %70’inin bitki yetişme dönemi dışında gerçekleşmesi,
Bilinçsiz ürün seçimi ve sulama yöntemleri.
Sonuç olarak baktığımızda; 1980 öncesi coğrafya kitaplarında ülkenin tahıl ambarı olarak anılan Konya ovasında tahıl ekiminin azalarak, yumru bitkiler, baklagiller ve yağlı bitkilerin ekiminin plansız ve programsız olarak artması bölgedeki su sıkıntısının en büyük sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1980 yılında sulu ve kıraç toplam 20.514 km²’lik tarım alanının neredeyse tamamında tahıl tarımı yapılırken, 2010 yılında tahıl tarımı yapılan alan 13.900 km²’ye düşmüş yaklaşık 7.000 km²’lik alanda diğer bitkilerin tarımına geçilmiştir. Buna karşılık tarımsal faaliyetlerde kullanılan su miktarı 1980 yılında yaklaşık 2.600.000 km³ iken, 2010 yılında yaklaşık 4.800.000 km³ olarak gerçekleşmiştir. Bitkilerin çeşitlerine göre m²’ye düşen yıllık su ihtiyacı karşılaştırıldığında konu daha iyi anlaşılmaktadır. Orta Anadolu koşullarında tasarruflu sulama teknikleri kullanılarak tahıl bitkileri m²’ye yıllık 322 mm³ suya ihtiyaç duyarken, pancar 750 mm³, mısır 575 mm³, ayçiçeği 550 mm³, baklagiller 450 mm³ suya ihtiyaç duymaktadır. Salma sulama yapıldığında veya tasarruflu sulama yöntemi kullanılmasına rağmen gereğinden fazla sulama yapıldığında ise bu rakamlar daha da yükselmektedir.
Konya Kapalı Havzası yer altı durgun su rezervi yani çekilmemesi gereken su potansiyeli 4.520.000 km³ tür. Bunun 1.990.000 km³’ü emniyetli rezerv miktarıdır. Yer altına süzülen hidrolojik rezerv ise yıllara ve yağış miktarına göre değişmektedir. Bu miktar pompaj ile tarımsal, endüstriyel ve içme kullanma suyu olarak kullanılmakta, terleme, buharlaşma ve bitki ihtiyacı olarak döngüsünü tamamlamaktadır. Son yıllarda yeraltını besleyen yağışlardan süzülen su miktarı ile çekilen su miktarı dengesi bozulmuştur. Hidrolojik yer altı su rezervi yetersiz kaldığından son 20 yılda durgun su rezervinden aşırı su çekimi neticesinde 20-30 metre yer altı su seviyesi düşmüştür. KOP ile havza dışından gelmesi beklenen 414.000 km³ su, bu açığı kapatamayacaktır. İlerleyen yıllarda yer altı su potansiyeli 2.000.000 km³’ün altına düşerse Tuz gölünden ters akışla, havzanın yer altı suyu beslenecek ve bu su, tarım, endüstri ve içme suyu olarak kullanılamayacaktır.
Bunun önlenebilmesi için yapılması gerekenler bellidir. Çiftçilerimiz başta olmak üzere tüm halkımızın su tasarrufu konusunda bilinçlendirilmesi birinci önceliğimiz olmalıdır. Bitkilerin su tüketimi konusunda, çeşitliliklerine göre su ihtiyaçları konusunda bilgiler verilmelidir.
Örneğin; bitkinin tükettiği su miktarı, bitki cinsine ve iklim koşullarına göre değişir. Sıcaklık arttıkça, rüzgâr hızı arttıkça ve güneşlenme süresi arttıkça bitki su tüketimi artar, bağıl nem arttıkça ise bitki su tüketimi azalır. Bunun için ürünün çeşidine göre uygun sulama sistemi seçilmelidir. Yüzey salma sulama tamamen terkedilerek, yağmurlama ve damla sulama yöntemi tercih edilmelidir. Damla sulama; yağmurlama sulamaya göre ortalama %35, salma sulamaya göre ise ortalama %72 daha tasarrufludur. Yağmurlama sulama ise salma sulamaya göre ortalama %34 daha tasarrufludur.
Netice itibariyle; Kur’an ve Sünnetin suya, suların temizliğine, tasarrufuna ve düzenli kullanılmasına verdiği önem geçmişte olduğu gibi bu günde insanlara önemli görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Allah’ın bizleri dünyada da ahirette de su gibi bir nimetten mahrum eylememesi için bu nimetin kadrini çok iyi bilmemiz gerekir. İslam’da en büyük hayır hizmetlerinin en değerlisi ve en makbulü suyu insanların hizmetine sunmaktır. Bir yudum içecek su temin etmek çok hayırlı bir iştir ve Allah katında da çok faziletlidir. Ecdadımız hayrat olarak yol boylarında yolcuları susuzluktan kurtarmak için çeşmeler yaptırmışlar; bazıları da şehir ve kasabalarda sokaklardan gelip geçenler için sebiller tesis etmişler; isteyenlere su vermek su dağıtmak üzere aylıklı memurlar bile görevlendirmişlerdir.
Pazartesi, Şubat 02, 2015 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , , , | 0 Yorum »

0 yorum: