KÜRESEL ISINMA VE DÜNYAMIZ



Dörtte üçü su ile kaplı olan dünya “mavi gezegen” olarak adlandırılmaktadır. Ancak dünya yüzündeki suyun %97.5’i tuzludur. %2.5 oranındaki tatlı suyun %70 gibi önemli bir oranı Antartika ve Greenland’da buz kütlesi halindedir, kalan kısmın büyük bölümü ise derin yeraltı suküresinde bulunmaktadır. Tatlı suyun kaynağı, okyanuslardan yılda yarım milyon kilometre küpten fazla miktarda buharlaşan sudur. Buharlaşan suyun %90’ı yağmur olarak denizlere düşmekte ve yeryüzüne geri dönen suyun büyük kısmı daha insan kullanımına hazır duruma gelmeden buharlaşmaktadır.
Nehirlerden, yeraltı sularından ve buzullardan okyanuslara dökülen 47.000 km3 su, teorik olarak insan kullanımı için mevcut olan miktardır. Tatlı su kullanımı üzerinde, yağış miktarındaki coğrafi ve zamansal değişiklikler (kurak bölgelere ya da kurak mevsimlerde az, nemli bölgelere ya da yağışlı mevsimlerde çok fazla yağmur düşmesi) gibi baskılar da vardır. Sonuçta hidrolojik döngü tahminen 14.000 km3suyu insan kullanımına sunmaktadır. Toplam tatlı su tüketiminin %90’ı sulama suyu olarak kullanılmaktadır. Bunun dışında en fazla su tüketimi sanayi sektöründe olmaktadır.
Kişisel ve kentsel kullanım tüketim açısından önemli bir yekun tutmamakla birlikte, kullanım sonrası pissu, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, sağlık sorunları ile çevre sorunlarına neden olmaktadır. Talebin artması, su kaynaklarının kirletilmesi ve kötü yönetilmesi, suyu giderek daha da kıt bir kaynak haline getirmektedir. Bu özelliklere, suyun yerküre üzerindeki eşitsiz dağılımı da eklenmekte, böylece su yönetimi çağımızın en önemli sorun alanlarından birine dönüşmektedir.
Ülkemizin kullanılabilir su potansiyeli, yıllık çekilebilen 12,2 km3 yeraltı suyu, yıllık tüketilebilen 95 km3 yerüstü suyu dahil olmak üzere toplam 107,2 km3 tür. Bu miktarlardan fiili yıllık tüketime alınmış yerüstü suları 26,4 km3, yeraltı suları ise 7,6 km3 hacmindedir. Kullanım amaçlarına göre suyun %74’ü sulama suyu, %16’sı içme-kullanma suyu,%10’u endüstriyel kullanım suyu olarak değerlendirilmektedir. Türkiye, su kaynakları açısından dünya çapında yapılan değerlendirmeler ışığında, su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamaktadır. Bununla birlikte nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşme olgularına bağlı olarak artan su tüketim değerleri dikkate alındığında, nicelik açısından yenilenebilir tatlı su kaynaklarında bir azalma ile karşı karşıya kalındığı açıktır. Bunun yanı sıra su kaynaklarında aşırı çekim sonucu sahil kesimlerinde yeraltı suyu tuzlanması, tarımsal faaliyetlerde kullanılan kimyasallar ile evsel, endüstriyel atıklar nedeniyle kirlenme yaşanmakta, su kaynaklarının nitelik açısından korunması gereği ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Tüm dünya ülkelerinde sular hemen tümüyle kamu mülkiyetindedir; su kaynakları kamu kurumları tarafından yönetilmektedir. Günümüzde su hizmetinin Asya ülkelerinde %99'u, Afrika'da %97'si, Orta ve Doğu Avrupa ile Güney Amerika'da %96'sı, Kuzey Amerika'da %95'i, Batı Avrupa ülkelerinde %80'i kamu kurumları tarafından yürütülmektedir. Dünya genelinde "özel su piyasası" son derece dardır; bir başka deyişle insanların çok küçük bir bölümü su hizmetini özel şirketlerden almaktadır.
Kirlilik, aşırı nüfus ve yoğun kullanım nedeniyle dünya su rezervleri gün geçtikçe azalıyor. Bazı uzmanlara göre, 2020 yılında susuzluk birçok ülkeyi pençesi altına alacak, yılda kişi başına 1000 m³' den daha az kullanılabilir içme suyu kaynaklarına sahip bölgeler için ciddi tehlike çanları çalıyor olacaktır. Küresel kuraklık, buzulların erimesi, toplu ölümler dünyanın eksenini değiştirecek sonuçlar verecektir.
İçilebilir su yatakları, yeryüzündeki toplam su stokunun sadece % 3'ünü oluşturuyor. Bu miktarın da tamamını değişik nedenlerle kullanma imkanı olmuyor.
· Dünya genelinde sağlıklı suya erişen nüfusun toplam nüfusa oranı %82.
· Sanayileşmiş ülkelerde %99, gelişmekte olan ülkelerde %66.
· Afrika’da %38, Asya ve Pasifik’te %63. Latin Amerika - Karaibler ile Kuzey Afrika ve Orta Doğu'da %77. Türkiye’de%93.
Kişi başına günlük ortalama kentsel su tüketim standardı 150 litre olarak kabul edilmektedir. Dünya genelinde bölgelere göre kişi başına su tüketim miktarları sanayileşmiş ülkelerde 266 litre iken Afrika’da 67, Asya’da 143, Arap ülkelerinde 158, Latin Amerika’da 184 litre olarak gerçekleşmektedir. Türkiye'de ise kişi başına günlük su tüketimi ortalama 111 litredir. Bu oran İstanbul için 125, Ankara için 141 Konya için 136 lt/gün/kişi olarak hesaplanmaktadır. Türkiye'de su yönetiminin kamu mülkiyeti ve kamu işletmeciliğine dayanan, gücünü merkeziyetçi örgütlenmeden alan ve suyu ekonomik mal olarak değil toplumsal değer olarak gören, sistemi arz-odaklı işleten yapısı kırılmaktadır. Su yönetimi, uluslararası politikalar doğrultusunda özel mülkiyet ve işletmeciliğe dayanan, yerelleşmiş, suyu ekonomik mal olarak gören ve temel ilkeyi fiyatlandırma olarak benimseyen, sistemi talep-odaklı işletmeyi amaçlayan bir yapıya doğru değişme sürecine girmiştir. Türkiye'de su yönetimi, değişme sürecinin başlangıç aşamalarını yaşamaktadır.
Cumartesi, Eylül 20, 2008 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir | 0 Yorum »

0 yorum: