TERÖR LEKESİ

25 yıldır süren bir terör harekatının baş celladı, örgüt reisi kanlı cani Abdullah ÖCALAN bundan 10 yıl önce, 1998 yılının soğuk bir Kasım akşamında şaibeli bir şekilde İtalya’da ele geçirildi. Gelin o günleri kısaca hatırlayalım.
İlk açıklamalara göre Interpol tarafından yakalandığı söylenen örgüt başının Suriye’de başlayan yolculuğu, Türkiye’nin Suriye’ye olan sert tepkisinden dolayı Rusya’ya sığınmasına neden olmuştu. Apo’nun sığınma talebine Rusya, Türkiye ile olan ilişkilerini zedelememek için kabul etmeyince yeni arayışlara giren örgüt başı; İtalya, Macaristan, Romanya, Fransa ve Yunanistan gibi PKK sempatizanlarının çok olduğu ülkelerden birini tercih edecekti. Terör furyasından yeni kurtulan ve yeni yönetimi içerisinde Yeşiller ve Komünist Partisi ittifakının olduğu ayrıca PKK terör örgütünü siyasi bir ideoloji olarak kabul eden İtalya ile görüşmelere giren Apo olumlu cevabı alınca hava yolu ile İtalya’ya geçmişti. Dış kaynaklardan alınan çelişkili haberler Apo’nun hava alanında İnterpool tarafından yakalandığını belirtirken, daha sonraları İtalyan yönetiminin görevlendirdiği polisler tarafından hava alanında karşılanarak hastaneye götürüldüğü söylenmişti. Bu arada Apo’nun Suriye’de başlayan yolculuğunda yalnız olmadığı yanında birde kadın terörist olduğu belirtilmişti.
İtalyan yönetimi örgüt başına tüm haklarına haiz bilgiler veriyor ve sığınma talebi istemesi halinde Türkiye dahil hiçbir ülkeye iade edilmeyeceği ve tam vatandaşlık haklarından yararlanabileceği şeklinde açıklamalar yapıyorlar. Ayrıca örgüt başının bir terör suçlusu değil siyasi bir lider olduğu hakkında dünya kamuoyuna haberler veriyorlar. Tüm Avrupa ülkeleri ve ABD bu fikri savunurcasına sessiz kalıp İtalya’ya tepkilerini göstermezken, bazı ülkelerde Kürdistan adında bir ülkenin varlığını ve bu ülkede Türkiye’nin kanlı saldırılarla soy kırım uyguladığı fikrini savunuyorlar.
Türkiye’de yaşayan milyonlarca insan hele hele 30.000’e yakın şehit yakını bu olanlara sert tepki gösteriyor ve Apo’nun bir an önce Türkiye’ye teslim edilerek idam edilmesini istiyorlar. İnsan Haklarının en çok uygulandığı ülkelerde hatta Amerika da bile kasten adam öldürmenin cezası idam olarak uygulanırken, 30.000 insanın katilini değil idam cezasına çarptırmak, bir kahraman olarak lanse etmek hangi ülkenin hukukuna ve insan haklarına uygun olur. Ayrıca dünyanın hiçbir yerinde şu anda uygulanan hukuki ve siyasi anlaşmalar gereği, terör suçlusu bir insanın sığınma talebinin kabul edilmesi mümkün değil. Hal böyle olunca İtalya’nın Apo’yu iade etmemeside mümkün değildi ve paketle teslim edildi.
Türkiye’nin son 40 yıllık hukuk ve anayasa teamülleri değişmediğine ve bu konuda her hangi bir olumlu karar alınmadığına göre Adnan MENDERES’i idama götüren suç, Abdullah ÖCALAN’ın suçundan dahamı büyüktü sorusu akla gelmişti o günlerde. TBMM’de günlerce örgüt başının iadesi için idam cezasını kaldırmaya çalışan bazı siyasi lider ve milletvekilleri bugün hala meclisteler. Apo ise 10 yıldır İmralı’dan örgütü yönetmeye, her gün resmi internet sitelerinden örgüte üstü kapalı emirler vermeye, halkımız ise hala ülke sathında, sınırda, sokakta, otobüste hain pusular karşısında şehitler vermeye devam ediyor. Ülkemizin üç ana gücü olan yasama, yürütme ve yargı; 30 yıldır önemli kişilere karşı işlenen 15 faili meçhulün müsebbibi olarak son zamanların en büyük operasyonu diye adlandırılan Ergenekon adlı örgütü ortaya çıkarmak ve çökertmek için uğraşıyor, gerçekten ülkemizin bekası için memnuniyet verici bir durum. Ancak 30000 meçhul cinayete kurban giden şehidlerimizin failleri İmralı’da, Irak’ta, Amerika’da, Avrupa’da ve hatta meclisimizin içinde gezerken 30000 şehide ait faili meçhul cinayet dosyası devlet arşivlerinde tozlu raflarda çoğalmaya devam ediyor. Yeri belli yurdu belli mahluklar pusu kurup evlatlarımızı öldürmeye devam ediyor.
Demiştik ya Apo yakalandığında yalnız değildi, yanında birde kadın terörist vardı. Bu kadın teröristin yaptığı açıklamalarda, kendisine neden insanları öldürdükleri sorulduğunda “bu oyunun kuralı böyle” şeklinde cevap verdiği söylendi. Yani Türkiye’de 30.000 insan bir oyuna mı kurban gitmişti, terör bir oyun ve Türk Milleti bu oyunda kullanılan figüranlarmıydı yoksa? Apo yakalandıktan sonra birbiri ardına kendini yakan, intihar saldırıları düzenleyen, protesto gösterisi yapmaya çalışan sempatizanlar halâ bu oyunu oynamaya devam mı ediyorlar dı?
Şu bir gerçek ki, Türkiye’mizde, güneyiyle kuzeyiyle batısıyla doğusuyla ne Kürt devleti kurmak isteyen insanlar, ne terörist olduğunu söyleyen insanlar var! Ne de kör, sağır, meczup herkesin kabul ettiği bir kanlı terör örgütünü kabul eden Türkiyemizin, müttefiki zannettiğimiz dost ülkeler var. Büyük Türkiye Cumhuriyetinin değerli yöneticilerine 65 milyon insanın söylemek istediği bir şeyler var. Dünya üzerinde bizim bizden başka dostumuz yok, ordumuz teröre 30.000 şehit verdi gerekirse daha da veririz ama bu örgüt başının hükümdarlığına son verdirmek için, gerekirse kellesi için dış ilişkilerimizi tekrar gözden geçirip masaya vurmanın zamanı geldi. Şehit ailelerinin deyişiyle ‘Biz Apo’yu istiyoruz, kanımıza kan istiyoruz’...
Görülen o ki; Amerika’nın eldiveni, Avrupa’nın çizmesi ve Irak’ın sözde liderlerinin elbiseleri 30.000 şehidin kanına battı, hukuk çamuruna battı, insan haklarıyla lekelendi, zannediyorum bu lekeler mahşerde temizlenecek....
Cuma, Ekim 10, 2008 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir | 0 Yorum »

0 yorum: