SEVGİLİ'YE (I) (Seni Arıyorum)



"Bu şiir yıllar önce yazdığım bir naat olan, Sevgili'ye adlı üç bölümlük bir eserdir. Dua edersiniz ümidiyle..."

Sevgili;
Beyaz bir serab oldun bana,
Anlatamıyorum derdimi sana, derman, deha…
İçimde bir infilak oluyorsun biliyorum.
Habersiz senden fethimi bekliyorum Sevgili.
Özleminle yandığım duygular beliriyor ruhuma
Sonra bir hicran patlıyor yüreğimde
Hafif bir sarsıntı belirir benliğimde
Ardından bir ürperti, vücudu âlemimde Sevgili.

Sevgili!
Benden beni kaybetme
Ağlatma yüreğimi, çalma beni benden
Merhamet kanatlarını aç bana Sevgili.

Rüyalarımı süslersin, o nurlu veçhinle
Hayallerimi irşat eden, hazin düğümlerinle
Kaybolan seraplarımda, çöldeki denizsiz sen,
Ben ise suya hasret kalmış bir bedevi...
Alemi iştiyakıma yad et beyza-i nurunu
Şu aciz ve cansız naşıma bahşet gerçek sürurunu.

Sevgili!
Daldığımda uçsuz bucaksız düşüncelerime
Yine sen gelirsin aklımın hüzünlü köşelerine
Bir baştan bir başa canlanırsın uzuvlarımda
Yine bir ürperti, yeni bir diriliş hülyalarımda.
Bilmem neden bu kadar tesir ettin
Neden bu kadar işledin içime,
Ne vardı seni bu kadar sevecek
Bilemedim Sevgili...

Gökten indin ruhuma işledin samanyolu nakşını,
Bir damla firuze, bir canlı kıyam
Bir ruh oldun ölü bedenime
Bir hicreti fecri sada
Bir gizli selam oldun.
Ve bir nur oldun, gönlümün her zerresine
Girdin bağrıma bir daha gitmezcesine.

Sevgili sen var ya sen?
Işıksın; karanlık gecenin içindeki kamer misali,
Isımsın; soğuk günlerin üstündeki güneş misali,
Yarimsin; çölde Mecnun için yanan Leyla misali...
Seni sevdim ya ben...
Sevemem bir başka fani dünya zevatı,
Veririm uğrunda kırpmaksızın gözü hayatı,
Tuğra basmam inan, neyleyim ki sensiz güzel sanatı,
Sende buldum, sende sevdim
Canı, cananı, tüm kainatı
Zamanı iftirakımı doldurdun an gibi Sevgili.

Sevgili !
Karların içinde açmış bir kardelendin tek başına
Hırçın akan nehirde bir nilüferdin,
Dimdik vakarlı ihtişamlı,
Dur diyordu duruşun, sulara, çağlayanlara
Meydan okuyordun zamana Sevgili.
Gün oldu Leyla’ya Mecnun oldun,
Gün oldu Aslı’ya Kerem ve..
Gün oldu Şirin’in Ferhatı oldun

İşte böyle Sevgili...
Yine de ben!
Ne senin için yanam dedim Kerem gibi,
Ne de ölem senin için Mecnun gibi,
Yalnızca gece gökyüzüne çizdim seni
Kimsenin göremediği çoban yıldızının yanına koydum
Oradan seslendim sana Sevgili diye
Duymadın mı?
Duymadın mı senin için yaktığım ağıtları,
Bazen söylediğim ezgileri, türküleri
Ve o billur sesli kuşla gönderdiğim öpücükleri
Hissetmedin mi yanağında Sevgili.
Seni tanıdım ya
Başkasını tanımam inan,
Artık kimsenin yardımına ihtiyacım yok...
Biliyor musun, elimden kimse tutmadan gezebiliyorum
Hatta tahammülümde var
Başkasının seni seviyorum demesine.
Biliyorum onlar bende seni severler,
Bende seni severim, seni sevenden alâ Sevgili...

Yeşil üzerine beyazla işledim adını yüzlerce defa
Cemalini görürüm, canda, kanda, cananda,
O eşsiz güzelliğin su olup şadırvandan akar da
Işık ışık yüzüme vurur inceliğin o anda.
Sen umut kadar sıcak, tabiat kadar gerçek
Sen bahçemdeki lâlemsin, karanfilsin Sevgili!
Ve sen:
Sudan, havadan, semadan yüce varlık,
Sen o tek sevgi içinde
Tasavvur ettiğim tek aydınlık.
Biliyor musun sen yokken?
Ağaçların yeşili yok,
Gökyüzünün mavisi yok,
Dağdan esen rüzgarda kekik kokusu yok,
Bu çaresiz adamın gecesi yok, gündüzü yoktu.
İşte sen girdin ya hayatıma Sevgili
Gözlerimde bir roman oldun eladan ela,
Ellerimde derman oldun bir yed-i beyza
Gönlümde sevda oldun, bahşetti aşkı Mevla
Yalnızlık bile güzel oldu seninle, sensiz
Ve.....
Ağacın yeşilini, fezanın mavisini,
Dağdaki kekik kokusunu, geceyi gündüzü
Sende buldum, sende gördüm Sevgili.

Ben sevdaları aradım,
Yeise, ümitsizliğe, prangalara,
Zincirlere mahkum olmayan sevdalar Sevgili
Bırak senin gül bahçende bir çiçekte ben olayım!
Kurudum Sevgili döküldü yapraklarım
Hazan mevsimini yaşıyorum şu bahar gününde
Su ver, hava ver
Bağında yeşermek, çiçek açmak, dal salmak
Etrafa miski amberler salmak istiyorum Sevgili.
Beni gören, bende tevekküle dalmalı,
Beni koparmaya gelen, bende yetişmeli,
Beni de, beni de
Yalnız beni de gül bağında yeşert Sevgili.
Ben sevdayı,
Yaşadığım hiltonlarda aramıyorum,
Yüzdüğüm küf kokan plajlarda aramıyorum,
Ben sevdayı raks eden rakkaselerin
Görüntülerinde de aramıyorum Sevgili.
Ben sevdayı
Fakir çocukların, şu dünya misali sokak çöplüklerinde
Yaşamak için, ayakta kalabilmek için
Ayıkladıkları temiz bir dilim ekmek aradıkları gibi
Dünya çöplüğünde arıyorum Sevgili.
Açlığıma ekmek, susuzluğuma billur,
Ruhsuzluğuma ruh, cansızlığına can
Hicransızlığıma hicran ve gönlüme bir firuze ol, ak; Sevgili.

Sevgili!
Sen ne benim için bir Leylasın,
Ne bir Aslısın,
Ne de bir Şirinsin.
Sen var ya Sevgili? Aşkımda değilsin benim aslında
Sen benim için;
Ortadoğu’daki bir Azize, çocuk misali
Direnişteki Rüveydasın.
Ve sen Sevgili...
Sen benim için
Bir ana, bir baba, bir arkadaşsın
Aradığım, özlemini çektiğim ve
Vuslat içinde vuslat olan bir toplumsun,
Beklediğim barışsın,
Güvercinsin ağzında Zeytin dalı olan
Zulümlü dünyanın, işkenceli hayatın
Haramlar içindeki zevkü sefanın
Helal ağacında bir meyvesin Sevgili.
Şener İŞLEYEN
KONYA 18.03.1995
Salı, Ocak 27, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , | 0 Yorum »

0 yorum: