SEVGİLİ'YE (2) (Neredeyiz Sevgili)



Beni sana vermiyorlar Sevgili!
Sevgili
Bak top seslerine, tüfek seslerine
Yine patlıyorlar, benliğimde, beynimde, benim ülkemde
Çalışıyor şimendiferler, rotatifler
Çalışıyor roketler, nükleer santraller...
Dedim ya Sevgili,
Seni bana vermemek için
Ellerinden geleni yapıyor zalimler
Kavga içinde kavga yaşatıyorlar insana Sevgili.
Filistin’de, Bosna’da, Çeçenyada, Türkiye’de, her yerde
Kardeş kardeşi öldürmeye ne zaman son verecek
Moro’daki Sena’nın kanı ne zaman kuruyacak,
Azarbeycanlı ana Eymene’nin göz yaşı ne zaman dinecek
Daha ne kadar şehit vereceğiz anlamsız dünyaya Sevgili
Daha ne kadar anlamlı ölümler sunacağız?

Sevgili vermiyorlar beni sana, beni bana bırakmıyorlar
Özlemini çektiğim duygular tam yeşerecekken koparıldı yine
Yine bana ah düştü
Yine figan düştü
Mahkeme-i Kübra’ya yine yanıtsız sorular düştü
Ne cevap vereyim
Neden bir ben mi diyeyim
Hayır... Hayır Sevgili
Seni arayan bir ben değilim
Binlerce, milyonlarca, milyarlarca elif seni arıyor elif lafzında
Fakat engeller var, barikatlar var önümüzde
Aşılması güç, yıkılması güç
Benim kalemim, panzeri devirmeye
Kurşuna karşı kalkan olmaya yetmiyor Sevgili
Yaşadığımız dünyada seni ezerlerken,
Gelecek olan sana, kapılarını kapatırlarken
Halâ ‘Uyan ey gözlerim gafletten uyan’
Ezgisini dinlemiyor milyarlar Sevgili
Kutsal belde de, kıblemiz Kabe de bile
Kanlı cumalar yaşar olduk
Artık camilere girdi zulüm Sevgili
Cemiyetin hediyelerine karnım tok benim
Biliyorum cemiyetin doldurduğu mide
Taştan bir yürektir; onda merhamet olmaz
Gülüyoruz, ağlanacak halimize
Dil bile uzatır oldular iffetimize örtümüze
Kanunlar bir örümcek ağı oldu başımıza
Güçlüler delip geçiyor,
Biz güçsüzlerse takılıyoruz ağlara Sevgili.

Sevgili gerçekten hak kapanın
Mantık şarlatanın
Dünya puşt-pezevenk olanın mı
Medeniyet budalalarına söz geçmiyor
Şarlatanlar felsefe dersi verir olmuş feylesoflara
Terzinin işini marangoz
Marangozun işini berber yapar olmuş
Dökme sularla değirmen döner mi?
Dönüyor ya işte Sevgili
Peki ne zaman haşiyenin
Ne zaman bahri ummanın
Ruhumdaki inkılabı.
Dökme su ile dönmez bu dolap
Ruhta inkılap lazım Sevgili
Ruhta inkılap....
Şu fikirsiz dünyada
Fikir fahişeliği yapılıyor biliyor musun
Hani bekara avrat boşamak
Çocuksuza da çocuk dövmek kolay ya
İşte onlarda fahiş fiyatla fikir pazarlıyorlar Sevgili
Artık meclislere sakîlerde uğramıyor
Onlarda öğrendiler budalalığı, kaypaklığı...

Bilirmisin Sevgili
Güle kuş ilişemez, boş yere bülbül öter
Fakat o hoş sadayı kim takar kim dinler
Ne mutlu Sevgili
Ne mutlu doğruluk timsali insan numunelerine
Onlar dinliyorlar, onlar takıyorlar
Ağıt yakıyorlar sinelerine
Dünyanın iğretiliklerine Sevgili
Ağıt yaka dursunlar onlar hallerine
Müslüm dinlesinler, şıkıdımla tepinsinler isterse
İSTANBUL’da yanıyor Sevgili
FATİH rahat değil şimdi bir avuç toprağında
İstanbul karışık, dolaşık, bulaşık bir alem oldu
Eskiden;
Caddeleri kıvrılır, sokakları döner,
Aşk için, zafer için, fetih için yürünürdü bu şehirde
Şimdi yürüyüş var o sokaklarda
Nefrete, savaşa, kana, insanlığa
Yürüyüş var zalimlik adına Sevgili
Yaşamak: sevgiden, aşktan ve imandan yana
Yürümek: baruttan, ateşten değildir
Yaratanın emrinde olana Sevgili
Halk şükredici, aydın sahtekar ve yalancı
Halk maneviyata saygılı, aydın bencil ve materyalist sayılıyor
Fakat hepsi birbirini ağlatıyor, çocukları yetim, anaları dul kalıyor

Eskiden tüfek icadoldu mertlik bozuldu derlerdi
Şimdi tüfeğin yerine tankta kifayet etmiyor, panzerde Sevgili
Bu zamanda mertlik süper güçlerde Sevgili
Artık elindeki silah gücüne bağlı
Öldürdüğün insan sayısına göre ölçülüyor mertliğin ağırlığı
Gelde dur de artık
Set çek şu sarhoş olup giden zamana Sevgili

Şu garip ülkemde neler olmuyor ki Sevgili
Demokrasi adına, özgürlük uğruna
Kavgalar yapılıyor, kanlar akıtılıyor
Sütçü İmamın adı bir okula verilmiş
Verilmiş amma...
Adının yanındaki levhaya birde seni asmışlar Sevgili
Çağdaşlık adına türbanla girilmez diye yazmışlar.
Ah Sütçü İmam vah senin şehadetine ve yuh bizim halimize
Sevgili derdinle müebbet hapse mahkum edecekler
Fikir suçundan içeri tıkacaklar benide
Olmayan fikirleriyle fikrime karşı çıkıyor
Fikir hürriyetime, küfür zürriyetiyle karşılık veriyorlar Sevgili.

Dağlar deniz seviyesinden yüksekteler
Yeşil yamaçlarında davar sürüleri otlayamıyor,
Çobanlar kavallarını çalamıyorlar
Eteklerinde kıvrıla kıvrıla boz bulanık sular akmıyor
Artık dağların Sevgili

Gördün mü Sevgili İstanbul’u
İstanbul ah İstanbul
Ah Fatih’in emekleri
Ah ecdadın senin için akan kanları
Şimdi İstanbul Sevgili
Üç kağıtçı esnafı, mezar taşlarıyla övünen soyluları,
Karanlık arka sokakları,
Fahişeleriyle pisliğin özdeşleşip bacalardan taştığı kokuşmuş bir şehir
İstanbul yanıyor Sevgili
Benim yüreğim kanıyor
Gazilerin gözleri kan ağlıyor bu şehre baktıkça.

Unutmak istiyorum artık olayları olanları
Unutmak istiyorum uykusuz geçen gecelerimi
Ruhuma kapılıpta kendimi kendilerinden alamadığım
Mahkum düşüncelerimi unutmak istiyorum Sevgili
Şener İŞLEYEN
KONYA
22.03.1995
Salı, Şubat 03, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , | 0 Yorum »

0 yorum: