KONYA, KOP VE KURAKLIK


Konya’da yeraltı suyu kaynağının sürdürülebilirliğini sağlamak açısından, Havza dışından yeni su kaynaklarının Konya’ya getirilmesi ve bu çalışmaların gün geçirmeden ivedilikle yapılması gerekmektedir. Çünkü yeraltı su seviyesi düştükçe enerji sarfiyatları da katlanarak artmaktadır. Bu yüzden mevcut yeraltı suyu kaynaklarımızı daha fazla zorlamamamız gerektiğine inanmaktayız.
Dışardan su getirebilmek için öncelikle DSİ ile ortak çalışmaların yapılması ve getirilecek kaynakların (bu kaynaklar; Göksu ırmağı, Derebucak civarı ırmaklar veya Beyşehir gölü olabilir.) KOSKİ’ ye tahsis edilmesi gerekmektedir. Bu çalışma uzun bir çalışma olacaktır. Çünkü gerekli fizibilite çalışmaları, ondan sonra proje çalışmalarının uzun zaman alacağı bir gerçektir. 2015 Yılı da çok uzakta değildir.

Yukarıdaki veriler düşünüldüğünde Konya ili için sağlıklı su projeleri hakkında çalışmalar yapılma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
Konya ile ilgili olarak Su/sulama deyince ilk akla gelen konu kuşkusuz Mavi Tünel olacaktır.
Mavi Tünel tek başına Konya Ovaları Projesi’nin (KOP) sembolü olmuş durumda.
Ancak, Mavi Tünel’in etüd hedeflerinin mutlak suretle aşılması gerektiğine inanıyoruz.
Konya şehir merkezinin içme suyu sorunlarının 2015 Yılı’na kadar çözülmüş durumda olduğu söyleniyor. Ne var ki hızla artan nüfus, sanayileşme ve daha da önemlisi muhtemel kuraklık plan hedeflerini riskli konuma getirmektedir. Sonuç olarak, inşaat dönemlerini de göz önüne alırsak önümüzdeki birkaç yıl içinde Konya şehir merkezine havza dışından su getirme projesinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun için gözüken iki ihtimal de Mavi Tünel yolu ile getirilecek Göksu’nun (debi 25190 lt/sn) suyu ve Derebucak Bölgesi sularıdır. (Beyşehir gölü üçüncü alternatif olarak düşünülebilir ancak son aylarda Beyşehir gölünde görülen mantarlaşma ve su altı yosunlaşma hareketinin artması Beyşehir gölü suyunun tarım, çevre ve sağlık açısından ciddi tehdit oluşturmakta olduğudur, bunun için Beyşehir gölü ve çevresinin ıslahı projesi de ayrıca değerlendirilmelidir.)
Bu çerçevede, merkezde sulama amaçlı depolamalar, rekreasyon amaçlı göletler de gündeme gelebilecektir ki bu da Konyalıların hayat kalitesini artırıcı bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.
Neden Mavi Tünel?
- Mavi Tünel Projesi’ne önümüzdeki birkaç yıl içinde Konya Şehri’nin ve Ovası’nın mutlak surette ihtiyacı vardır.
- Konya ili merkezi yıllık içme ve kullanma suyu ihtiyacı Altınapa Barajı ve yer altı kuyularından karşılanarak, tüketim miktarı yıllık yaklaşık 50 milyon m³ (toplam üretim miktarı 90 milyon m³) olup şu andaki araştırmalara, nüfus artışına ve yağış miktarlarının yıllara ait seyrine göre 2015 yılına kadar su sıkıntısı açısından problem yaşanmayacağı söylenmektedir. Ancak 2001 yılı yağış verilerine göre önümüzdeki yıllarda olası bir kuraklık, tarımı olumsuz etkilemekle birlikte gerek Altınapa Barajı ve gerekse yer altı su rezervlerini besleyemeyeceğinden Konya halkı susuz kalacaktır.
-Tuz Gölü’nün beslenmesi için havza dışından suya ihtiyaç vardır.
-Altınekin-Cihanbeyli Bölgesi yer altı sularının dışında su kaynaklarına açılmalıdır.
-Aslım öncelikli olmak üzere, Cihanbeyli Platosu’ndaki çorak topraklar ülke ekonomisine kazandırılmalıdır. Bunun için de havza dışından su getirilmesi mecburidir.
-Ova’da sulu tarım, verim artışını beraberinde getirecektir. Ancak, endüstriyel bitkiler ve karlılık oranı yüksek bitkilere yönelim, bir yapı ile teşvik edilmelidir. İnşaat ve sonrası için gerekli olan bu yapı Meclis Gündemi’nde yer alan KOP Kanunu’nun çıkması ve bağlantılı olarak KOP İdaresi’nin kurulması ile olacaktır.
-Konya’ya her ne kadar denizi getiremesek de dev boyutlarda göletler inşa edilebilecektir.
-Göksu ve Gembos Suları’nın yıkıcı etkisi giderilecektir.
-Manavgat-Köprüçay Havzası sularının getirilmesi projesi yeniden ele alınabilecektir.
Bakınız Mavi Tünel’in gerçekleşmesi ile neler olacak?
 Denize dökülen 816,8 milyon m³ suyun yaklaşık 410 milyon m³ ü içme suyu, tarımsal sulama ve enerji üretiminde kullanılacak.
 210000 ha tarım arazisi suyla buluşacak.
 Yılda 100 GWh enerji üretilecek.
 Ürün yelpazesi içerisindeki yeri % 80-90’lar olan hububat verimi artacak ve çeşitlilik nedeniyle % 20’lere düşecek.
 Hububatın yerini yem ve yağ bitkileri, bakliyat, sebze ve meyve ile ekolojik ürünler alacaktır.
 Hububat üretip dünyanın fakir ülkelerine satarak para kazanılmaz. Mavi Tünelle birlikte Konya Ovası’nda iklim şartları ile mütenasip batı standardında meyve ve sebze üretilip zengin ülkelere satılacak.
 Dünyanın gündeminde olan Türkiye’nin de gündeminde olması gereken ekolojik (organik) tarım gelişecek, Konya Ovası bu konuda bir numara olacak ve sulanacak toprakların % 10-20’sini bu tarım şekline ayıracaktır.
 Organik tarım % 80 ihraç amaçlı olacaktır.
 Dondurulmuş ve kurutulmuş gıda sektörü için bölge yeni bir kazanç kapısı olacaktır.
 İhraç amaçlı ekolojik şartlarda yağ bitkileri üretimi gerçekleştirilecektir.
 Türkiye’nin bitkisel ham yağ açığını kapatacak oranda yağlık bitki ekimi yapılacaktır.
 Hayvancılık gelişecek et ve süt üretiminde kalite, miktar ve fiyatta Avrupa ve Dünya ile rekabet şansı yakalanacaktır.
 Su ürünleri bölge insanı için yeni bir kazanç kapısı olacaktır.
 Stopaj ve vergi gelirleri, kullanılacak dış kredinin ana para ve faiz ödemeleri için yeterli olacaktır.
 Göksu ve Gembos Suyu’nun Ova’ya akıtılması amacıyla toprak kanallar yapılabilir. Böylece başlangıç maliyeti düşürülmüş olur. Öte yandan sulama koopretiflerinden elde edilecek gelir işletmenin inşasında kullanılabilecektir.
 Konya halkının sağlıklı su içebilmesi için 4 ayrı tatlı su kaynağından sağlanan ve şehir içinde yaklaşık 800 adet çeşmeden vatandaşlara ücretsiz olarak ulaştırılan memba suyunun devamlılığını ve kalitesini arttırmak amacıyla ilgili tatlı su havzalarının yeşillendirme ve koruma çalışmalarında katkı sağlayacaktır.
 Büyükşehir Belediyesi projeleri içinde adı geçen uluslar arası fuar alanı ve rekreasyon alanları, aqua park, dev akvaryum, hayvanat bahçesi ve şehir içinde (özellikle Meram bölgesinde) bulunan bağ, bahçe ve yeşil alanların korunması, yaşatılması için daimi çözüm olacaktır. Mevcut Meram çayı ve Sille deresi restore edilerek sürekli su akışı sağlanarak ayrıca Selçuklu ve Karatay ilçelerinde coğrafi zemin etüdleri yapılarak şehir merkezinde geniş dereler oluşturulabilir, hatta Alaaddin tepesi etrafındaki dairesel bölge komple kazılarak suyla çevrilebilir ve köprü ve sallarla ulaşılabilen Alaaddin adası haline dönüştürülebilir. Dolayısıyla şehrin silüetini değiştirecek ve dünya kenti iddiasını destekleyecek görsel güzellikler katılabilir.
 Konya Kapalı Havzası 6 ili sınırları içinde barındırıyor (illerin siyasi sınırlarının tamamı olmamakla birlikte). KOP İdaresi’nin hedeflediği iller de doğal olarak Havza sınırları ile örtüşüyor. İlk bakışta salt su/sulama gibi anlaşılacak Konya Kapalı Havzası’nın Akılcı Kullanımına Doğru Projesi de gerçekte, Entegre Su Yönetimi, daha da ötesinde Holistik Su Yönetimi çerçevesinde ele alınmak durumunda. Sözkonusu yaklaşım beraberinde, su yönetimi ile birlikte havzanın ve etkileşim içinde olunan havzaların, sulama, insanların yaşama biçimi ve üretim/tüketim zincirlerini (örneğin oluşturdukları atıklarla mücadele), doğal hayatın sürdürülebilirliğini ve insan yaşam kalitesi ile doğal hayatın sürdürülebilirliğini denk düşünmeyi getirmektedir.
Göz önünden uzak tutulmaması gereken, zarar önleyici faydaları da işlememiz gerekmektedir. Bunlar projenin/projelerin yapıcı yönlerinden istifade kadar yıkıcı tehlikelere tedbir almak açısından da öne çıkmaktadır.
 Geçtiğimiz 5 yıl Konya ciddi bir kuraklık tehlikesi yaşadı. Beyşehir su seviyesi kritik değerlerin altında kaldı. Her ne kadar Isparta’ya su pompajı devam etse de Çumra-Karatay Bölgesi’ne su verilemedi. Sonuç olarak, bütün sektörler kriz içinde iken sondaj işletmecileri hayatlarının en verimli dönemlerini yaşadı. Yeni kuyuların açılması ile birlikte (DSİ’den izin alınması gerekirken, zor şartlar nedeni ile yeterli kontrol yapılmadı-yapılamadı), eski kuyuların derinlikleri artırıldı. Ancak, havza kapalı ve besleme yeterli olmadığı için taban sularında kritik seviyeler aşılmaya, acı su tabir edilen, çeşitli mineral tuzları ile kirlenmiş sular yüzeye çekilmeye başlandı. Bir taraftan, ekilen ürünlerde verim kaybı yaşanırken, bir taraftan da acı su, toprakta çoraklaşma sürecini başlattı.
 Ovada bunlar olurken, Tuz Gölü’nde de ilginç bir durum ortaya çıktı. Bilindiği gibi Tuz Gölü Konya Kapalı Havzası’ndan beslenmekte. Havza’da yeterli su olmayınca, bir yağ lekesinin dağılmasında olduğu gibi, yer altında Tuz Gölü kaynaklı, kirli su ihtiva eden geri besleme süreci yaşandı ve Tuz gölünde tuz üretimi bir süre durduruldu. Dolayısıyla Mavi Tünel, sulama maksatlı kullanılmasa bile havzadaki mevcut yapıyı beslemek amacıyla gerçekleştirilmek zorunda olan bir projedir.
 Yine geçtiğimiz yıllarda Konya ovası susuzluktan kavrulurken, Silifke, Derebucak sular altında kaldı. Göksu yatağı boyunca yerleşim bölgelerinde ekili alanları su basarken, canlı hayvanlar telef oldu, evler yıkıldı. Hatta can kayıpları yaşandı. Benzer gelişmeler Derebucak’ta yaşandı. İlçe merkezi günlerce su altında kaldı.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Mavi Tünel ve Gembos Projeleri’ne artı faydaların yanı sıra yıkıcı etkilerden kurtulmak için de büyük ihtiyaç duyulmaktadır.
Projenin sağlayacağı bu avantajlarla birlikte tarımsal ürünlerle ilgili şu gelişmeler de son derece dikkat çekici;
Yeni ürün çeşitleri ve kazanç durumu şöyledir:
% 20 Hububat
% 15 Şeker Pancarı
% 15 Sebze
% 10 Yağ Bitkileri (Kolza, Mısır, Ayçiçeği)
% 10 Yem Bitkileri (Mısır)
% 10 Ekolojik (Organik Tarım) Ürünler - (Sebze)
% 15 Bakliyat
% 5 Meyve (Vişne, Kiraz, Elma)
Sonuç Türk ekonomisine yılda yaklaşık 1 milyar Dolar’lık bir katma değer ilavesi olacaktır. Devletin stopaj ve vergi gelirleri ise yılda en az 100 milyon Dolar civarında olacaktır.
Son yıllarda GSMH (Gayri Safa Milli Hasıla)’nın 150-160 milyar dolar seviyesinde olduğu düşünülürse, yılda 1 milyar dolarlık gayri safi hasıla üretimi gerçekleştirilecek bu ve benzeri projelere start vermemenin cinayete eş değer olduğunu söylememiz yanlış olmasa gerek.
Konya il toplamında projelendirilen sulama sahasının 482 bin 094 hektar olduğu, bunun 2002 yılı itibari ile yüzde 47’sine tekabül eden 228 bin 633 hektarının sulanmakta olduğunu hatırlarsak, Mavi Tünel’in sulama hedefi olan 210 bin hektarın ne kadar önemli bir alan olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Bu projenin mali boyutuna bakacak olursak;
2007 rakamları ile (Mavi Tünel hariç olmak üzere) Konya sulama yatırımlarının toplam bedeli 682 milyon 326 bin YTL. (500.000.000 $)’dir. Mavi Tünel projesi ile birlikte toplam KOP yatırım bedeli 800.000.000 $ olacaktır. Konya projelerinin toplam yatırım bedelinin 2 milyar 100 milyon YTL.(1.500.000.000 $) olduğu göz önüne alınırsa, toplam projeler içinde sulama yatırımlarının yarısı kadar bir ağırlığa sahip olduğunu görmekteyiz. Devlet su İşleri Genel Müdürlüğü’nce yürütülen bu projeler Seydişehir-Suğla Depolaması (tamamlanıp hizmete açıldı), Seydişehir-Suğla Pompaj Sulaması (tamamlanıp hizmete açıldı), Konya-Çumra 2. Merhale Projesi, Beyşehir-Kıreli Pompaj Sulaması, Seydişehir-Karaören Pompaj Sulaması ve Derebucak Barajı ve Gembos Derivasyon ve Sulaması’dır.
Demiştik ki sulama yatırımları ile ilgili proje toplamında Mavi Tünel bulunmamaktadır. Proje, 17 km uzunluğunda 4 m çapında tünel ile Göksu-Bozkır, Göksu-Bağbaşı ve Göksu-Avşar Barajları’nı kapsamaktadır. 3. Merhale Projesi’nin su kaynaklarını oluşturan bu proje demeti su dağıtım şebekesi ile hayat bulmaktadır.
Mavi Tünel Projesi tüm merhaleleri ile birlikte yapım ve işletme maliyeti yaklaşık olarak 300 milyon dolardır. Kaldı ki burada ortaya koyacağımız teklif, yakın ve orta vadede projenin tamamına ilişkin harcama zorluğunu aşmaya dönük olacak.
Mavi Tünel için öncelikli çözüm; suyun bölgeye taşınması için gerekli tünellerin Tutup Beli’nde kısmen hazır olmasıdır. Bu kapsamda DSİ, Köy Hizmetleri, Kara yolları ve yerel yönetim ekipman ve iş makinaları havuz sistemi ile kullanılarak, açık beton kanalet sistemi ile suyun Konya ile buluşması sağlanabilir. Bunun için suyun cazibeyle gelebilmesi çalışmaları başlatılarak coğrafi zemin etüdleri ile gerekli istimlak işlemleri tamamlanıp baraj yollarıda açılarak proje birkaç yıl içinde sonuçlandırılabilir. Bu proje kapalı kanalet sistemine göre uzun ömürlü olmamakla birlikte toplam mavi tünel projesinin üçte biri maliyetine yapılabilirliği nedeniyle tercih edilebilir. İşletmeye alındıktan sonra getireceği katma değer ile kalıcı projeye finansman sağlayacaktır.
Böylece kanalet güzergahındaki tarımsal alanların pompaj sulaması veya salma sulama ile Konya’nın sulanan alanları hemen hemen iki katına çıkacaktır. Bu da ürün çeşitliliği, istihdam ve tarıma dayalı sanayiyi destekleyecektir.
20. Yüzyılın başlarında BSA (Beyşehir-Suğla-Apa) Kanalı yolu ile Beyşehir Gölü’nün suları Çumra Ovası’na akıtılmıştı. Kanal, toprak kanaldı. Toprak kanal işletmecilik açısından su kayıplarını beraberinde getirmekle beraber, yer altı sularını beslemişti. Böylece taban suyu Çumra-Bölgesinde yerine göre 50 cm yerine göre 5-10 metreye kadar yükselmişti. Şebeke ile birlikte, küçük çaplı kuyular da sulamada etkin olarak kullanılmıştı. Şimdilerde BSA beton kaplanıyor. Su zaiyatı asgariye indirgeniyor. Planlama itibari ile Mavi Tünel Yolu ile ovaya akacak su da beton şebekeler yolu ile tarlalara ulaşacak.
Bu durumda çok yönlü bir fayda ile karşı karşıya kalacağız demektir.
Şöyle ki;
Konya merkeze gelen su (Gembos alternatifinde de su önce Beyşehir Gölü’ne akıtılacağı için benzer güzergah kullanılacaktır. Dolayısı ile ister Göksu, ister Gembos suyu isterse her ikisi için de teklifte farklılık getirmiyor), içme, Meram öncelikli sulama ve her 3 ilçe için rekreasyon amaçlı kullanılır.
Su, Çumra-Karatay-Karaman Bölgesi’nde sulama maksatlı kullanılır.
Cihanbeyli-Altınekin’e de su aktarılır.
Altınapa barajına aktarılan su mevcut olan arıtma tesisinin tam kapasite çalışması neticesinde şehrin tamamına yetecektir.
Kaşınhanı Beldemiz havuç üretimi ile son yıllarda kendini gösteren bir Kasaba. Havuç üretiminin yanı sıra mor lahana, domates, marul üretimi de dikkat çekmekte. Kaşınhanı Beldesi’nin kurulduğu arazisinin geçmişine bakarsak, Aslım Kırı’nın parçası olduğunu görürüz. Söz konusu arazi drenaj kanallarının açılması ve sabırlı bir çalışma ile tarıma ve ülke ekonomisine kazandırılmış durumda. Konya’da en fazla 4 çeker traktörün Kaşınhanı’da bulunduğu hatırlanırsa gerçek bir başarı öyküsü olduğu kabul edilecektir. Peki Kaşınhan’ın verimli topraklarının hemen yanı başında, hatta bu topraklara bitişik çorak araziye ne demeli? Bir taraftan Çumra’ya bir taraftan Karatay’ın derinliklerine uzanan uçsuz bucaksız topraklar. Bu topraklar neden tarıma kazandırılmasın?
Bahsettiğimiz çorak toprakların üzerinde kimi kırık-dökük kanaletler var. O kanaletler, toprak drenaj kanalları ile birlikte 5-6 yıllık toprak kazanma projesinin bir parçası idi. Ne var ki; kanaletleri besleyecek 60 kuyu bürokratların siyasi rantları sebebiyle yıllardır atıl kalmıştır.
Sözün kısası, Konya’nın kalkınması, ülke ekonomisine yapacağı katkı, içme suyu sürekliliği, yeşil alanlara ve iklime olan katkı ve Aslım’ın ülke tarımına kazandırılması için Mavi Tünel kaynaklı su kullanılması için KOP Projesi zaruridir.
Çarşamba, Şubat 18, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , | 0 Yorum »

0 yorum: