BELKİ


I
Belki yalnız geldik dünyaya…
Hiç kimse sormadan isteyip istemediğimizi gelmeyi.
Ve hiç kimse zorlamadan bizi,
Elbette yalnız geldik…

Belki ağlamamıştık ilk nefesimizde
Ciğerlerimizi yakarken kâinatın hayat veren havası
Canımız yanmamıştı belki.
Göbek bağımızla ayrılırken rahim sıfatını taşıyan varlıktan
Ayrılıkların en büyüğünü denemiştik.

Belki hemen gidecektik, belki de daha ana rahmindeyken…
Kimse bilmiyordu ne kadar kalacağımızı
Ya da göze alıp almayacağımızı yaşamayı
Sormamıştı hiç kimse neden, nereden geldiğimizi
Ve nereye gideceğimizi bilemeden vâr olmuştuk.

II
Belki hiç imtihana çekilmeyecektik,
Kimse sormayacaktı ve kimse öğretmeyecekti,
Galu belâda sorulacakları.
Bildiklerim, duyduklarımdan ve okuyabildiklerimden ibaretti.
Hiç kimse sormamıştı doğru yolu seçip seçemeyeceğimi
Günahı ve sevabı emanetçiler anlatmıştı,
Doğruyu yanlışı da…
Bizde onların anlattıklarını anlattık bize emanet edilenlere.
Her şey tamam gibiydi, mal, mülk, makam, şöhret…
Sanki bir şeyler eksikti ruhta açılan yaralar için,
Kalpteki lekeler için.

Belki hiçbir şey elde etmek için yaşamadık,
Kimi zaman aradığımızla bulmak istediğimiz karıştı,
Kimi zaman bulduğumuz aradığımız çıkmadı,
Emelimiz değildi, ama karşıladı eşiğinde yavuz hatalar beklenmedik
Düşüp kaldık, ayağımız kaydı, gayyaya yuvarlandık,
Kimi zaman düşmedik, kibir ve gururla riyaya daldık
Kimi zaman kalktık düştüğümüz yerden, yine Âdemoğluna kandık…

Belki babasız gelecektik dünyaya,
Âdemin oğlu olmayı kimse öğretmemişti bize,
Ama ondan öğrenmiştik, yaratanın kapısında kulca hareket etmeyi.
Âdem gibiydik… Çünkü anamız, Havva’dan öğrenmişti
Âdem’e eş olmayı, hem Habil’e hem de Kabil’e ana olmayı
Ve babamız, Havva’dan öğrenmişti aldatılmayı, ceza almayı.
Nedense tövbe etmeyi bırakıp, tereddüt etmeyi seçtik tökezledik,
Cüzzimizle Külli olana saf tutmak varken, affedilmeyi beklemedik.


III
Belki her şeyi bilerek doğduk, ya da hiçbir şey bilmeden,
Yaşananlar alışkanlıklardan ve öğrenilenlerden ibaretti.
Belki fermanı seccadelerde değil, ağlama duvarlarında
Ve oğullarında aradık tanrının
Asalar vurulmadı ben doğduğumdan bu güne yeryüzüne, ben hiç görmedim
Şifa olmadı kimsenin dokunması veba yaralarıma, bunu da hiç yaşamadım
Hep bir şeyler eksikti ve ben bulupta kendime gelemedim..

Belki daha rahme düşmeden öğrenmiştik adını,
O’nun adını da yıldızlardan duymuştum hâlbuki ilkin
Kâinatın şerefine yaratıldığını öğretmişlerdi O’nun
Kitaplar bahsediyordu adından, geleceğini müjdeliyordu
Biri İklil diyordu ilk vahiyde, biri Ahyed diyordu, biri Ahmet
Son kitap Muhammed diyordu kopuncaya kadar kıyamet
Öğrenirsen ve yaşarsan onun gibi bekliyor seni cennet.
Ve birileri adını aya ayak bastığında duymuştu,
Birisi rüyasında gül cemalini görmüştü,
Anladım kainat senin hürmetine yaratılmıştı, ve biz…
Elbette daha rahme düşmeden öğrenmiştik adını.
Biri İklil diyordu ilk vahiyde, biri Ahyed diyordu, biri Ahmet
Son kitap Muhammed diyordu kopuncaya kadar kıyamet
Öğrenirsen ve yaşarsan onun gibi bekliyor seni cennet.
Şener İŞLEYEN
Salı, Temmuz 07, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir | 0 Yorum »

0 yorum: