HAFIZLAR! OL KİTAB-I MÜBİN'İN BÜLBÜLÜ NADANLARI...

Hafızlara emanet, Hafız "eman" demektir.
O düşünerek okur, maveraya yol bulur,
Bu âlemden kurtulur Hakk'da "mihman" demektir.

İlahi rahmetten kovulmuş şeytanın şerrinden,
Tüm vesvese ve ayartmalarından Allah’a sığınır önce.
Çünkü O, bu davetin sahibi ve duaları kabul eden yegâne Zât’tır.
Rahman ve Rahim isimleri birer kandil olur besmele çeken dudaklarda,
Gözlerin alamayacağı parlaklıktaki aydınlığın, tevhid şifreli anahtarıyla başlar,
Ve gark olur kulak kapısı, dil kilidine teslim ederken kendini…
Ardından gelen her bir harf,
İlahi mesajdır kulak kapısından ruh odasına giren.
Hem okuyan diller nurlanır, hem dinleyen kulaklar.
Yüreklere sevgi ve aşk tohumları ekerek Rabbine giden yolu bulmanın,
Yolcu olmanın ve yolculara kaptan olmanın şerefini taşır O’nu okuyan diller.


Hafız Rabb’in muştusu, Hafız cennet kokusu,
Hafız Kur'an yolcusu, Hafız "Kur'an" demektir.
Dili Kur'an, gönlü nur, kalbinde sonsuz huzur,
Melekler divan durur, Haşr'e sultan demektir.

Gönlü ister cinanı, ikram eder Rahman’ı ,
Müjde iki cihanı, ehl-i gufran demektir.
Bir Ramazan neş'esi, bir Kabe meş'alesi,
Bir bülbül ki nefesi, aşk şakıyan demektir.

Hafızlık aşktır.
Sevgiyle ve şefkatle aydınlatır insanı.
O kadar aydınlatır ki bir zaman sonra kararır, kemale erer.
Nasıl güneşe bir süre baktıktan sonra gözler kararırsa bu da böyledir işte.
Ay utanır parlaklığından,
Kelimelerden fışkıran sonsuz nur karşısında söner.
Gecede kaybolur. Damla, denizde son bulur.
Mürekkebi dağılır gökyüzü kâğıdının,
Her bir harf Mekke’ye giden yolları kısaltır,
Gönlünün hicretine başlarsın sayfaların arasında Kâbe gözüne görünürken.
Miracı olur Hafızın ayetler.

Bu ne yüce makamdır! Neye baksa Kur'an'dır,
Yasin'dir, Er-Rahman'dır, lü'lü-ü mercan demektir.
Hıfzı Kitabullah'tır, Hubbu Rasulallah'tır,
Vallahi Beytullah'tır, şifa derman demektir.

Okur coşar felekler, gül yağmuru melekler,
Ve dualar ekler... mest-ü hayran demektir.
Ahsen-i takvimdir O, hem aklı selimdir O,
Ve Hakka teslimdir O, edep erkan demektir.

Hafızın her hücresi kelime-i şehadet getirirken,
Lâ’nın sırrını an be an içinde hisseder.
‘Allah’tan başka ilah yoktur’ derken,
Azrail’in kanadındaki ruhu titrer Hafızın. 
Nice esmaları kondurur sesine,
Okur kendisine iner gibi her ayeti,
Okur Cebrail’in kanat sesleri eşliğinde,
Bir gülüşle gönderir tüm mecazlarını...
Nabzı aşk diye atar, İsrafil’den ödünç aldığı nefesiyle.
O nefes göğsüne dolar,
Gâh rahmet ayeti olur, müjde verir su serper günahkârların azap ateşlerine,
Gâh azap ayeti olur, surlar çalınır dinleyenlerin yürek kıyametlerinde.

Rasulussakaleyn'den... Osman-ı zin-nureyden,
Bedir, Uhud, Huneyn'den, bir çağlayan demektir.
Ahsenül Kasas okur, Musa ile Tur olur,
Gece nur-ün ala nur, gündüz umman demektir.

Helal haramı bildiren, Halka Hakkı sevdiren,
Nefsi terfi ettiren, Nurlu beyan demektir.
Çağı yakan bir derde, çaresiz kalan ferde,
Her zamanda her yerde, Hakkı sunan demektir. 

Nice hikâyeler yazılır okurken sayfaları bir bir,
Dudağın nemi geceyi karartır.
Nice hilaller, nice güneşler batar derinlere.
Kabirlerde şehitler dinler, kimsiz kimsesiz ölüler duyar.
İkindi vakitlerinde gülkurusu renkte sesler yankılanır,
Medine’de kutlu peygamber dinler Hafızların nefeslerini.
İnceden inceye bir meltem sayfaları okşar
Ve harfler seslerini bulur,
O’nu ilk ezberleyen sahabelerin sesleri duyulur sanki…
Ubey bin Ka’b gibi, Zeyd bin Sâbit gibi,
Muaz bin Cebel, Sad bin Ubeyd, Ebu Zeyd ya da Ebu’d Derda gibi…
Hafızın hançeresinde onların edebi saklıdır. Ağlar edebinden…
Elif der Hafız, durur, ağlar.
Lam der yine durur, hıçkıra hıçkıra ağlar.
Mim der bağıra bağıra uzun uzun, ağlar,
Vav olur iki büklüm, gözyaşları yanağına Hu’lar eker.

Kur'an yaşar canında, bedeninde kanında,
Sevgiyle kucağında, onu saran demektir.
Erişilmez şandır, bir eşsiz heyecandır,
Zaman üstü zamandır, Tayyi mekan demektir.

Gecedir, rahle açıktır.
Hafızın dudaklarından Hadid sûresinin ilk ayetleri henüz çıkarken
Yıldızlar alt alta gelir, erimiş demir indirilir gökten.
Hafızın görebildiği ve sesinin ulaştığı yerlerdeki demirler de erimeye başlar.
Susar Hafız.
Davudî sesiyle tilavete devam etseydi değil demirler,
Yürekler bile eriyecekti… bilir ve susar.
Hafız, siyah iplikle beyaz ipliğin ayrıldığı demlerde,
Rahle önünde, yakazadadır. 
“Kendi kitabını oku.
Bugün sana hesap sorucu olarak nefsin yeter.” nidasıyla irkilir,
Sığınır Rabbine şeytanın şerrinden ve
Yeniden başlar, hiç bitmeyecek, eskimeyen eskinin,
En yeni mesajlarını taşır alın bohçasından dudağına, Hafız.

Kur'an-ı doya doya, yürekten duya duya,
Kalbinde oya oya, nakışlayan demektir.
Hasılı O Hüda'nın, Habibi müctebanın,
Peygamberi zişanın, sevdiği CAN demektir.

Rahlenin üstündeki kitaba iki el düşer,
Parmaklarının her birine bir harf konar,
Binlerce kelime uçar ak güvercinlerle Kabe’ye…
Avuçlarında küçük küçük ayetler yazılıdır,
Gözleri kapalı,
Bilinmemiş notalar,
Duyulmamış nağmeler haykırır elleri,
Bir neyi tutar gibi narince gezdirir parmaklarını.
Gül kokan sayfalarda nice harfler arasından
Ömer’i imana getiren ayet çıkar beklide,
Saplanır dikeni, kanatır canını.
Bana da oku Hafızım, bir fatihada benim için n’olur!
Bir ayeti yaşa ve yolla,
Selamını uçur ak güvercinlerle bana.

Çarşamba, Kasım 13, 2013 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , | 0 Yorum »

0 yorum: