BIRAKMA BİZLERİ YA RESULALLAH (NAAT)

Hala kanatlanamadım peşinden Ya Rasulallah.,
Özgür kuşların dünyasına katılamadım
Dayanamadım;
Çölleşen, kuraklaşan dudaklarıma esen rüzgara.
Kapıldım dünyanın sevdasına
Bin bir aha, efgâna düştüm
Koskoca dağların altına kendimi koydum
Desteğe gerek yok...
Ben yüreğimi koydum sensiz
Sensizliğin verdiği ağırlığın altına.

Ya Rasulallah...
Mevsimler bile geçmeyi unuttular,
Takvimimde yine aynı gün; hüzün,
Gittiğin an gibi
Aylardan yine aynı ay; hazan,
Sen bizi yetim bırakırken esen yel gibi
Dün gece; sürekli olduğu gibi sen vardın aklımda
Önderliğin, eşsiz şahsiyetin ve her şeyin
Sen bizimle kalmalıydın ya
Gitmemeliydin ya...

Ya Rasulallah!
Bak, sensiz ağaçların yeşili yok,
Gökyüzünün mavisi yok,
Dağdaki rüzgarda kekik kokusu yok,
Ve bu biçare dünyanın gecesi yok, gündüzü yok tu.
Ya Rasulallah.! Senden koptuğum zaman anlıyorum:
Hep bir şeyler eksik, seni düşünmeyip,
Senin gibi yaşamayınca.
Parkta kuşlara yem atmıyorum,
Güvercinler konmuyor oturduğum banklara,
Gece yıldızlar kaymıyor eskisi gibi,
İnsanlara iyiliği çok görüyorum,
Dünyayı mesken zannediyorum kendime.

Kısacası;
Yokluğun çok şey, varlığın ise yetmiyor bana,
Kifayeti yok kelimelerin seni anlatmaya,
Sensizliği kabullenmeyi,
Yalnız kalmayı akıllar almıyor ki...
Cengi var beynimde düşüncelerin yine!
Dağıttım benliğimi, unuttum kendimi.

Beyaz bir serap oldun bana ,
Anlatamıyorum derdimi sana, derman deha!
İçimde bir infilak oluyorsun biliyorum.
Habersiz senden, fethimi bekliyorum Ya Rasulallah.
Özleminle yandığım duygular beliriyor ruhuma,
Sonra bir hicran patlıyor yüreğimde,
Hafif bir sarsıntı belirir benliğimde,
Ardından bir ürperti vücudu alemimde,
Ya Rasulallah.!

Rüyalarımı süslersin o nurlu veçhinle,
Hayallerimi irşad eden, hazin düğümlerinle,
Kaybolan seraplarımda, çöldeki denizsiz sen,
Ben ise suya hasret kalmış bir bedevi...
Alemi iştiyakıma yad et beyza-i nurunu,
Şu aciz ve cansız naşıma bahşet gerçek sürurunu.
Ya Rasulallah,
Daldığımda uçsuz bucaksız düşüncelerime,
Yine sen gelirsin aklımın hüzünlü köşelerine,
Bir baştan bir başa canlanırsın uzuvlarımda;
Yine bir ürperti, yeni bir diriliş hülyalarımda,
Ya Rasulallah.

Nurdan geldin, ruhuma işledin samanyolu nakşını.
Bir damla firuze, bir canlı kıyam,
Bir ruh oldun ölü bedenlere,
Bir hicreti fecri seda, bir gizli selam oldun
Ya Rasulallah.
Yeşil üzerine beyazla işledim adını, yüzlerce defa,
Cemalini görür oldum, ruhta, canda, cananda,
Sen umut kadar sıcak, tabiat kadar gerçek,
Sudan, havadan, semadan yüce varlık,
Sen o tek sevgi içinde,
Tasavvur ettiğim tek aydınlıksın Ya Rasulallah.

Karların içinde açmış bir kardelendin tek başına
Hırçın akan nehirde bir nilüferdin,
Dimdik, vakarlı, ihtişamlı
Dur diyordu duruşun, sulara, çağlayanlara,
Meydan okuyordun zamana Ya Rasulallah.

Seni tanıdım ya ben;
Başkasını tanımam,
Artık kimsenin yardımına ihtiyacım yok
Elimden kimse tutmadan gezebiliyorum,
Hatta tahammülümde var,
Başkasının seni seviyorum demesine...
Biliyorum onlar bende seni severler,
Bende seni severim, seni sevenden alâ Ya Rasulallah.

Ama...
Beni sana bırakmıyorlar,
Günahlar çepeçevre sarmışlar etrafımı.
Özlemini çektiğim duygular,
Tam yeşerecekken koparıldı yine
Yine bana ah düştü, yine figân düştü,
Mahkeme-i Kübraya yine yanıtsız sorular düştü.
Ne cevap vereyim Ya Rasulallah,
Neden bir ben mi diyeyim?
Seni arayan bir ben değilim,
Binlerce, milyonlarca, milyarlarca elif seni arıyorlar
Elif lafzında...
Sen şahitsin ki Ya Rasulallah,
Biz senin dinini çok seviyoruz.
Nefsimiz, günahlarımız ve dünyamız ile
Sana gereği gibi ümmet olamadığımız için,
Aziz dinini yüceltecek akıl, ruh ve kalbe
Sahip olamıyoruz. Sen şahitsin
Bırakma bizleri Ya Rasulallah.

Ya Rasulallah,
Bizlere, getirdiğin İslam diniyle şeref verdin.
Fakat biz nankörlüğümüz, günahlarımız
Ve katılaşan kalplerimizle,
Senden şefaat dilemeye utanıyoruz.

Ya Rasulallah,
Sonsuz ihsan ve merhametine güvenerek,
Senin gölgene sığınıyoruz.
Aşkın için yaratılmış bu âlemde,
Biz de aşkın için yaşıyor, vuslatın için nefes alıyoruz.
Bizleri kendine ümmet et,
Layık olamasakta bizlere şefaat et,
Ya Rasulallah,
Bırakma bizleri, bırakma...
Şener İŞLEYEN
Cuma, Mayıs 22, 2009 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir , | 0 Yorum »

0 yorum: