SES


Sessizliğin sesini dinledim daha gürültülü iniltilerden.
Duydum güneşteki patlamaları içimde dalga dalga,
Damarlarımda kanım çekiliyor, yanıyorum, kayboluyorum.
Uzun, et sarılı kemiklere sahip topuk tıkırtıları kaldırımların,
Beyin sinirlerime basmışçasına çıldırıyorum,
Ve hissediyorum sessizliği, ama duymuyorum…

Kalp ritmim, atmosfere dokunmasında hızla dönen dünyanın
Gün; batımlara gebe, gri bulutlar ve dağlar ardından
Gece; gün doğumuna, hızla koşmakta bir diğer yandan.
Bir yaprak düşüyor, koparılmamış bir meyve çürümüş dalından,
İçindeki tohum toprağa karışıyor, kök salıyor.
Ayrılıklar yıldız kayması gibi sararıp, ışıyıp
Tek başına, aniden, son kez en çok parlayıp yok olan.
İniltiler geliyor dört bir yandan,
Düşerken çürümüş dalından tohumu meyvenin
Gâlu Belâda alıkonulduğu özgürlükler aleminde gizli bir hazine iken,
Rahmı Mader mahpushanesine bir cenin düşüyor.
Çalınırken birilerinin özgürlüğü, seviniyor birileri,
Ve tam alıştım derken daracık hücremden,
Dünya hapishanesine açılıyor kapılar çığlık çığlığa
Duymuyorum çığlıkları, dokunuyorum sessizliğe...

Sessizliğin sesini dinledim, eyvahlar geldi mezarlıklardan,
Hu’lar karıştı rüzgar girdaplarına, yağmur damlalarına.
Göz kapaklarım hızlandı, gürledi bir açıldı bir daha…
Gök yerden aldıklarını verme telaşında,
Denizler alıkonulmuş kıyılarına sahip çıkmada,
Zemin bağırdı, gök inledi, kustu yer içindekileri,
Bir tufan, yıldırımlar daha çok ses çıkartırcasına
Nefesim, Cebrailin üflemesinde
Kalp atışlarım, kulak çınlamalarına karışıyor
Hu diyor sessizlik, hu diyor kainat yeniden.
Merhaba diyor sonsuz alem,
Ve ses veriyor dokunuyor ruhuma razıyım senden.
Beraatım okunuyor, alem sessizlikle dokunuyor.
Pazartesi, Ocak 04, 2010 tarihinde Şener İşleyen tarafından kaydedilmiştir | 0 Yorum »

0 yorum: